29 Kasım 2011 Salı

iç açıcı like

28 Kasım 2011 Pazartesi

kendime,ebeme ve size not

venedikten bir kolye aldım en son gittiğimde
kırmızı bir kalp
venedik camından
şeker gibi
uzun bir derinin ucunda takıyorum.
çok güzel
kırılacak diye ödüm patlıyor
içimden bir ses tekrar gitmeye vesile olur diyor.
o ses
oraya sonradan geldi.

yazma isteğim
çizme isteğimden sonra başladı
çizdiğim şeyler
önceleri gördüklerim
sonra gördüklerimin bana hissettirdikleri olduğu anlaşılan
daha sonradan gördüklerimi farklı görme isteklerim.

sonra bir gün durdu çizmem
belki okul yani orta okul lise gibi saatlerce sınıfta oturup birşeyler yapma zorunluluğumuzun olduğu okul bittiği içindi
ben öyle olduğunu düşünüyordum ya da
çünkü o zamanlar ki yaratıcılığım
ya da yaratıcılık yanlış bir tanımlama belki
üreticilik diyelim
onunla şimdiki arasında dağlar kadar fark var
en son o kadar üretim yaptığım çizimle ilgili ayağımı kırdığım döneme denk gelir.

o zaman da çok karalamıştım bir şeyler.



benim kadar boş bir insan.
nasıl bu kadar zamansız olur anlayamıyorum.

uykuyu sevmem
öyle 12 lerde 1 ler de falan kalkabilecek hale gelmem için çok akşamdan kalma ya da çok yorgun ya da çok mutlu olmam lazım
e mutlu değilim
yorgun ,genel de yormam kendimi
akşamdan kalmalar da geçti artık
içkiyle bozuştuk eskisi gibi değiliz.

e uyku aradan çıkınca geriye iş kalıyor
işim zaten pek taze düzenlisi
hep kendi kafama göreydi
erken kalma ile de bir sıkıntı olmayınca hayatımdan bir şeyler çalacak duruma gelmiyordu

iş de gitti

-uyku
-iş

sevgililerim desem
evet onlara zaman ayırıyorum
ailem belki ama en çok
ama benden ne kadar bir şey istiyorlar ki
(yani fiziksel olarak günümü dolduracak şekilde yoksa yanlış anlaşılmasın benden dünyaları bekliyor ve istiyorlar.hakları da var.)

ama gene de
hepsini çıkarsak da
kocaman bir zaman olmalı yani bunların hepsine yetecek bir sürü alan
ama yok
ben hep geç kalıyorum bir yerlere
arkadaşım( ünlem ) sen problemlisin demişti bir gün
o gün bloguma yazmaya daha çok başladım sanırım

günlük tutar mıydım?

her zavallı türk genç kızı gibi ipek ongunun tacizleri doğrultusunda benimde girişimlerim oldu tabii ki amma ve lakin
ipekciğimin göz önünde bulundurmadığı gerçek türk anneleri idi
annemin bütün yazdıklarımı didik didik etmesi ve muhtelif anlarda işine gelen zamanlarda yüzüme vurması durumu beni haliyle zamanla bu günlük merakından soğuttu.

o zaman şiiri keşfettim
kelimeleri büküp değiştirebiliyorsun

bunu mu demek istedin?

yok bunu kastettim

baya açıklıklı rahatça bir dünya
ama o da uzun süremedi çünkü o kelime oyunları
o tasvirler o süslü püslü cümleler bana o kadar komik geliyordu ki
buna ben bile bu kadar saygı duyamazken kimsenin ne düşündüğü umurumda değildi.

dolayısıyla o da kesildi
kaldı ki ailem çok sevinmişti şiir olayına
evet şiirler karanlıktı belki biraz ama kız ergendi
bir de belki onu kastetmiyordur canııım dı sonuçta.

neyse dediğim gibi o da kesildi
sonra bir şeyi farkettim
zaman geçmişti
mimiklerimin olduğu yerlerde hafif çizgiler olmuştu
ve ben artık kim neyi okuyor çok da önemsemez olmuştum

içimden bir ses hala
tersi daha hoş olabilirdi diyor

ama ben içimdeki meraklıyı içimdeki sesten daha iyi tanıyorum ve
eğer şimdiye kadar yaptıklarımı yapmamış olsaydım kaçırdıkları var mı, varsa neler, kaçırmasaydı ne olurdu diye düşünüp düşünüp delirmemi normal seyirinden maksimum sürate ne kadar hızla çıkarabileceğini biliyorum.

bunlardan kelli şimdiye kadar pek az pişman oldum
olanlar da pek az sürdü.
hep melankolik oldum evet
ama kendime işkenceye çevirmemeye çalıştım
çevremdekilere de.
bu sebeple çevrem hep kalabalık oldu sanırım
birileri bir sebeplerden bulundular hep.
bilmiyorum tek tek.

bir diğer arkadaşım geçen gün ne kadar hayran olduğunu söyledi buna
o hiç yapamazmış yaptıklarımı benim
istediği şeylere sırf belli sebepler var diye bu kadar sert karşı koyamazmış
çok güzelmiş bu
çok güçlüymüşüm
erdemmiş bu
imreniyormuş

sonra bir diğeri den den koydu onun dediklerine
bir başka gün
bir diğeri bir diğeri


aklıma hep o salak yemek geliyor herkesin aa sen şöylesin
aa bende öyle düşünmüştüm
bende bende

sonra o karikatür geliyor

koyunlar
"ben radikalim"
bende!
ben de!
beeee
mee

bu güç se
öyle evet
bu bir erdem mi
şans mı
güç mü
lütuf mu
hepsi göreceli
kime göre neye göre
birinin çöpü diğerinin hazinesi
kimse yaşamadığı şeyin kötü yanlarını bilemez
çünkü o kısmınıda yaşamaz ki mı

iyiler le kötüleri bir tablonun iki kısmına yazıp ölçmek hiç işime gelemdi ömür boyu
hiç yapmadım yapamadım
hep istediğimi seçtim
istediğimin eksilerle dolu bir listesi olduğu riskini göze alamadım hiç
adını umursamazlık koydular
ona da hayran oldular
hadi bakalım.



güçlüler korkak mıdır?





25 yaşındayım
savaşsız hastalıksız kendime garantili bir 25 sene daha biçiyorum
50 desek
bir 20 de ufak tefek sorunlarla geçse
70 olsa
10 da ite kaka o günkü şartlara göre olur ya da olmaz
80.






70 yaşımda
geriye bakıp
olumlu şeyleri yazmam gerektiğini görürsem içimdeki deli sese ne olur bilemiyorum
ve bundan çok korkuyorum.

şimdiye kadar ölüm korkumun önüne hiç bir diğer korku geçemez diye düşünüyordum hep

buna güveniyordum dahası

ama bu yeni korku hepsini sollayıp geçiyor.

bunun farkına varmam da şimdi yazdıklarıma baktığımda
ctrl+a delete yapma isteğimin ne kadar ağır bastığını fark etmemden geçiyor.

bir diğer hayatıma girenler
şey demişlerdi
unutmak istediğim her şeyi gözümün önünden kaldırıyormuşum.
bu insanları çok üzüyor
muş.



insanlar üzülmemek için neler yaptıklarının farkındalar mı acaba.











benim için konfor çizgilerinin dışına çıkıp hayatlarını zorlaştırmış herkese sevgiler.
benden hoşlandınız biliyorum.

27 Kasım 2011 Pazar

kapasite

buldun dediler
buldun
bazen en iyisisin dediler
çoğunda demediler
emin olamamak deliliğe giden yol dediler
demediler ya da
eminlerdi her şeyden
herkes her şeyi biliyordu
herkes her şeyle ilgili ders verme kapasitesinde idi
genede senin kendini kanıtlaman için 1 diploma 1 iş 1 evlilik ve 1 adet çocuğa ihtiyacın vardı.
çok sorular geliyordu
hiç biri sesli değildi
aklın sesi
aklının içindeki ses
beyin küçük olunca yankısı çok oluyordu ama genede kendini küçümsemenin yolu
kendine acımaktan geçiyordu
acımak kendine ise zayıflık başkasına ise güçlülük oluyordu.
hayat enteresan olmaktan uzaklaşmıştı
sorular
çok
bir gün
öldüğün gün
yaptıklarından kimse sorumlu değildi senden başka
mutsuzluğunda mutluluğunda kendi elindeydi
bunu senin için yaptım ama ben diyeceğin insanlar omuz mu silkecekti yoksa
madalyan göğsüne iliştirilecek miydi.

emin olmamak böyle bir şeydi
başkalarının dediklerini yapmak sorumluluktan kaçmaktı
sorumluluk başkalarına karşı değil kendine karşıydı
sonuç olarak oyuncu da seyircide biz idik.
alkışın gücünü yada varlığını yokluğunu
performans belirliyordu
performansı mutluluk
mutluluğun tanımı ise görecelilikten geçiyordu.

hayat zor.

26 Kasım 2011 Cumartesi

Senin tilkilerin hırlayıp durdu kafamda

once upon a time in ergen

24 Kasım 2011 Perşembe

demirören mal kabul girişi

Dün bir rüya gördüm;
ruyada gordugunu kendini rahatlatmak için kullanmak mazeretti
durumu düzeltmek için hiç birşey yapmayip sonra oturdugu yerden ağlamak marifetti

çirkin çirkin insanlar vardı
güzel olan her şeyle dalga geçiyorlardı
oturup kendi eksiğini kapamak için bunlara kendini inandıran bile vardı
hava yağmurlu yerler ıslaktı ama gece ıtalyadan çalınmış bir söz gecesiydi
düzelmeye düzeltmeye söz verdiler
sonra bir bok yapmadılar.

O sevgiyi hissedip kaybetmek gibi ruyalardandi
sanki birini görmüşsünde yüzünü hatirlamiyormussun gibi
ama kim olduğundan emin olmak gibi.

Sıkıntı miydi sonuçta. kabus gibi
ozlem diye bir kız vardı deri bir etek giyiyordu jartiyerleri vardı
orospu nun tekiydi ama kılık kiyafet ten ötürü değil.

Biri diğerine orospu dedi sonra
orospu da yüreksiz pısırık demek istedi

Diğer orospular güldüler

orospu susmak dedi
bu pezevengin en azından rahat olmesini sağlar
ve belki en azından ölmeden bir saniye önce
o adam aşk nedir anlar.

Sonra uyandım
saha var. gitmek lazım
içim hafiflemis
bir orospu icimi hafifletti
bir orospu bir belki min haddini bildirdi
kesip attı.
Susmaya söven herkese susmanın kalpten gectigini söyledi gene

onlar orospu dediler geçtiler

23 Kasım 2011 Çarşamba

Liberi

E allora sara facile.

22 Kasım 2011 Salı

way too much!

hava



çalışmak için







çok güzel....

18 Kasım 2011 Cuma

hic bir sey sen bitti dedin diye bitmez

Sonunda tuz bastım gönül yarama
Nice dağlar koydun, nice, arama
Seni terkedip de gitmek var ama
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

5 Kasım 2011 Cumartesi

aşktı bu

redd le tanışmamız üniversiteye denk geliyor sanırım
ilk hangi parça
ilk dinlediğim anda sevdim mi?
aslında hayır
ne bu tipler yaa şarkı sözleri de pff demiştim içimden sanırım
sonra dan sevdirdiler kendilerini yavaş yavaş
solistin sesi

hatta önemsiz bir erkek arkadaşım
"ben tanıyorum bunları ya tanıştırayım istersen?" demişti
kıskançlıkla karışık
çünkü ben o kadar şekilciyim.)
öyle tanıtmışım adama kendimi
-merhaba
ben şekilci
sen de güzel olsan gerek?

kızamayız yani
hata bende beyler..

ama ben bu beyanata rağmen soğumadım onlardan hala
ara sıra buluşuruz onlar çalar ben dinlerim.
cumartesi sürprizi tadında cumartesi redd i
yarın bodrum.

yer çekimsiz ortamda muz yiyen bir maymun var aklımda
ve cinsel içerikli hiçbir gönderme yapmıyorum.

4 Kasım 2011 Cuma

kendime not:

iç sikilmesi şarapla geçmez.

ondan dışarı çıkıp yürümek lazım.

iç sıkılması vol. n

kız haklı beyler..

3 Kasım 2011 Perşembe

paylaş paylaş vazgeçme hep en üstte olsun.

iç ses




not sure if its my eyes or the world but it seems like the lights are changing

ebeniz ,lacivert ve ben.

bugün çok sevdiğim bir şey aldım.
bir tulum
ben tulumları çok severim.
küçükken ben hep çok büyüktüm
bütün kuzenler arkadaşlar falan küçücük çocuk
ben sırık
hep uzundum kısaca.
dolayısıyla onlar tulum giyerdi
bana bacakları falan kısa gelirdi
az giyebildim yani.
ama çok severim.
lakin buldum aldım bugün.
giydim.
öyle moda seksi falan değil
uyku için
sıcak tutuyor
mutlu güzel bir şey
tek kusuru
lacivert
ve ben laciverti sevmem
bütün mavi severler...
sözüm size
mavinizi ve bütün tonlarını öpüyorum
....
(ezelden gelen edit: elin şeyiyle gerdeğe girme durumu olmaması açısından..)

are u gonna eat that chair?

1 Kasım 2011 Salı

krukırs- mor lens oyunu

İnsanın istediği vazgectiğinde olur.
Vazgecilenin dikkat etmesi gereken kısım
isteyenin o anda vazgeçemeyeceğini bulması ihtimalidir.
Lakin hiç kimse, hiç bir şey vazgecilmez değildir.