sevginin gücüne sahip oldukça insanlar,
çürüklerin yanında bozulmaktan korkmamalıdır.
16 Şubat 2009 Pazartesi
10 Şubat 2009 Salı
9 Şubat 2009 Pazartesi
wash it
pembe lerden kayarak mavinin ortasına oturdum
sağım solum mavi.. aşası yukarısı pembe
kulağımdaki melodi
"tanıdık değil mi bu?"
"hı-hı"
ok..
denizin içinde bi çok balina arasında salındıktan sonra
ve o ışıklar ve o gürültü
"bence sen bana dayanamıyorsun?"
hiç böyle kaybettin mi bir oyunu?
sanırım simdi kaybettin.)
boyundaki sızlamalarla ölçülen bir eğlence
ve güven le güvensizliğin arasındaki o kılı kırk yaran garip kılıç
gözlerimi sana kuşkuyla çevirdiğimde içim sıcacıktı halbuki
ve üzüntüyle bakarken
çok samimiydim sandıgının aksine
seni özledim
geçen gün bir gözüme çarptın
gözlerinin şekli rengi farklı geldi
bir an çok masum olup ardın
wash that smile off your face!
yes ma'm..
sağım solum mavi.. aşası yukarısı pembe
kulağımdaki melodi
"tanıdık değil mi bu?"
"hı-hı"
ok..
denizin içinde bi çok balina arasında salındıktan sonra
ve o ışıklar ve o gürültü
"bence sen bana dayanamıyorsun?"
hiç böyle kaybettin mi bir oyunu?
sanırım simdi kaybettin.)
boyundaki sızlamalarla ölçülen bir eğlence
ve güven le güvensizliğin arasındaki o kılı kırk yaran garip kılıç
gözlerimi sana kuşkuyla çevirdiğimde içim sıcacıktı halbuki
ve üzüntüyle bakarken
çok samimiydim sandıgının aksine
seni özledim
geçen gün bir gözüme çarptın
gözlerinin şekli rengi farklı geldi
bir an çok masum olup ardın
wash that smile off your face!
yes ma'm..
2 Şubat 2009 Pazartesi
29 Ocak 2009 Perşembe
when there is nothing left to burn, you have to set yourself on fire..
bir sabah için
farklı en sevilen kareler
farklı kapanış ve başlangıç müzikleri
şaşkınlıklar
tebessümler
ve ben bir adım daha büyüdüm
ön yargılı olucaksamda kendi önyargım olmasını mesela
baskalarından kakmalı değil..
ve barry lyndon ın sonu mesela
".. good or bad, hansome or ugly, rich or poor . They are all equal now."
herkesin derdi güzel vew mtlu oldugu şekilde yaşamak..
herşeyin derdi bu
önceki davranışlarımı düzeltmem imkansız denilenler yapılanlar
sadece
gelecek düzeltebilir sanırım artık bazı şeyleri
devamlı eskiyi akılda bulundurmak hastalık ama yeni bişeyler yaparken
eskiyide gözardı etmemek lazım sanırım
ananemi özledim iki gündür
yemeklerini
sakinleştirmelerini
sinirini neşesini
fesleğenlerini bile
birazdan çıkıp mezarlığa gidicem
hala dedemle birlikteler diye bize sinirli sinirli söyleniyomudur bilmiyorum
ama ben ikisinede birer fesleğen dikicem
artık foolish games yok
şaşkınlığa da yer yok
..
dışarda hafif yağmur yağıyor
bir başka sahne var aklımda
magnolia nın gökten kurbağa yağma sahnesi
"this happens..this is something that happens..
ve sonda ki aimee mann..save me
..
artık yapılabilecek tek şey beklemek
bir yağmur için..

C'mon and save me
Why don't you save me
If you could save me
From the ranks of the freaks
Who suspect they could never love anyone
Except the freaks
Who suspect they could never love anyone
Except the freaks who could never love anyone
farklı en sevilen kareler
farklı kapanış ve başlangıç müzikleri
şaşkınlıklar
tebessümler
ve ben bir adım daha büyüdüm
ön yargılı olucaksamda kendi önyargım olmasını mesela
baskalarından kakmalı değil..
ve barry lyndon ın sonu mesela
".. good or bad, hansome or ugly, rich or poor . They are all equal now."
herkesin derdi güzel vew mtlu oldugu şekilde yaşamak..
herşeyin derdi bu
önceki davranışlarımı düzeltmem imkansız denilenler yapılanlar
sadece
gelecek düzeltebilir sanırım artık bazı şeyleri
devamlı eskiyi akılda bulundurmak hastalık ama yeni bişeyler yaparken
eskiyide gözardı etmemek lazım sanırım
ananemi özledim iki gündür
yemeklerini
sakinleştirmelerini
sinirini neşesini
fesleğenlerini bile
birazdan çıkıp mezarlığa gidicem
hala dedemle birlikteler diye bize sinirli sinirli söyleniyomudur bilmiyorum
ama ben ikisinede birer fesleğen dikicem
artık foolish games yok
şaşkınlığa da yer yok
..
dışarda hafif yağmur yağıyor
bir başka sahne var aklımda
magnolia nın gökten kurbağa yağma sahnesi
"this happens..this is something that happens..
ve sonda ki aimee mann..save me
..
artık yapılabilecek tek şey beklemek
bir yağmur için..

C'mon and save me
Why don't you save me
If you could save me
From the ranks of the freaks
Who suspect they could never love anyone
Except the freaks
Who suspect they could never love anyone
Except the freaks who could never love anyone
28 Ocak 2009 Çarşamba
oppure..
16 Ocak 2009 Cuma
6 Ocak 2009 Salı
küçük istavrit
Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp
hızla atıldı çapariye
önce müthiş bir acı duydu dudağında
gümbür gümbür oldu yüreği
sonra hızla çekildi yukarıya...
Aslında hep merak etmişti
denizlerin üstünü
neye benzerdi acep gökyüzü.
Bir yanda büyük bir merak
bir yanda ölüm korkusu.
"Dudağı yarıklar " denir,
şanslıdır onlar, hani
görüp de gökyüzünü , insanı
oltadan son anda kurtulanlar.
Ne çare balıkçının parmakları
hoyratça kavradı onu
küçük istavrit anladı yolun sonu.
Koca denizlere sığmazdı yüreği.
Oysa, şimdi yüzerken
küçücük yeşil leğende,
ansız uzanıvermiş dostlarına
değiyordu minik yüzgeci.
İnsanlar gelip geçtiler önünden
bir kedi yalanarak baktı gözünün içine
yavaşça karardı dünya,
başı da dönüyordu.
Son bir kez düşündü derin maviyi,
beyaz mercanı bir de yeşil yosunu.
İşte tam o anda eğilip aldım onu.
Yürüdüm deniz kenarına
bir öpücük kondurdum başına,
iki damla gözyaşından ibaret sade
bir törenle, saldım denizin sularına.
Bir an öylece baka-kaldı
Sonra sevinçle dibe daldı.
Gitti tüm kederimi söküp atarak,
teşekkürü de ihmal etmemişti.
Bir kaç değerli pulunu
Elime, avuçlarıma bırakarak.
Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme.
Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye?
" Bir gün dedim, bulursam kendimi
yeşil leğendeki
küçük istavrit kadar çaresiz,
Son ana kadar
hep bir umudum olsun diye... "
hızla atıldı çapariye
önce müthiş bir acı duydu dudağında
gümbür gümbür oldu yüreği
sonra hızla çekildi yukarıya...
Aslında hep merak etmişti
denizlerin üstünü
neye benzerdi acep gökyüzü.
Bir yanda büyük bir merak
bir yanda ölüm korkusu.
"Dudağı yarıklar " denir,
şanslıdır onlar, hani
görüp de gökyüzünü , insanı
oltadan son anda kurtulanlar.
Ne çare balıkçının parmakları
hoyratça kavradı onu
küçük istavrit anladı yolun sonu.
Koca denizlere sığmazdı yüreği.
Oysa, şimdi yüzerken
küçücük yeşil leğende,
ansız uzanıvermiş dostlarına
değiyordu minik yüzgeci.
İnsanlar gelip geçtiler önünden
bir kedi yalanarak baktı gözünün içine
yavaşça karardı dünya,
başı da dönüyordu.
Son bir kez düşündü derin maviyi,
beyaz mercanı bir de yeşil yosunu.
İşte tam o anda eğilip aldım onu.
Yürüdüm deniz kenarına
bir öpücük kondurdum başına,
iki damla gözyaşından ibaret sade
bir törenle, saldım denizin sularına.
Bir an öylece baka-kaldı
Sonra sevinçle dibe daldı.
Gitti tüm kederimi söküp atarak,
teşekkürü de ihmal etmemişti.
Bir kaç değerli pulunu
Elime, avuçlarıma bırakarak.
Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme.
Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye?
" Bir gün dedim, bulursam kendimi
yeşil leğendeki
küçük istavrit kadar çaresiz,
Son ana kadar
hep bir umudum olsun diye... "
5 Ocak 2009 Pazartesi
selam

yolun sonuna geldiğinde koşmaktan nefes nefese kalmıştı..
ama o gene ordaydı ondan önce gelmiş dimdik duruyordu karşısında
hızla nefes almaktan iki büklüm olmasına sebep vericek kadar sızlayan kaburgalarını zorlayarak doğrulmaya çalıştı
"sen.."
gözlerini devirerek derin bir nefes aldı
ona doğru eğildi
"kimse sana inanmıyor farkındasın değil mi?
bu çabaların boşuna bu kadar efor?..kimse dediklerine kulak asmıyor..
ne acı.."
tıslayarak sırıttı ve bir adım geri çekildi.
durum bundan kötü olamaz diye geçirdi içinden
dizleri kalkmayı reddedercesine güçsüzdü
teri alnından yanaklarına süzülüyordu
ama en azından nefesi düzene girmişti..
ve o tıslama o iğrenç tebessüm
aklına aynadaki son günü geldi birden
parlak kahverengi gözleri
içindeki siyah noktacıklar
ve o pırıltılı
herkesi kendine hayran bırakan gülümsemesi..
derin bir nefes alıp doğruldu
ve dimdik durdu
her kası zonkluyordu
damarlarındaki akan kanın basıncının bedenini zorlayısını her zerresinde hissediyordu
karşısındakinin şaşkınlıkla karışık korkuyla bakan gözlerine bakabilmek için kafasını biraz aşağıya eğmesi bile gerekti
korkmuştu ama vazgeçecek gibi değildi o da
"kimse..kimse inanmıyor dediklerine sen artık bir hiç sin?!?!..kimsenin sana aldırdığı yok!..."
sesi titrekmi çıkmıştı sanki şimdi biraz?
tıslayan gülüşü isterikleşmişmiydi sanki..
şaşkın mavi gözlere dimdik bakarken kendinden emin gülümsedi
her zerresinde güveni duyuyordu şimdi biraz öncesinin aksine
"neyseki kimseye gerek yok söylediklerimin gerçek olması için onların gerçekliğine inanması gereken.."
korkmuş maviliklerden ayırık gözlerini yolun sonundaki kapıya çevirdi..
şimdi çok çok daha küçük görünen diğeri bir çığlıkla önüne atladı
"hayır..geçemezsin!
kimse..
kimse kalmadı bunlara değer veren!!!"
"umrumda değil.."
"gitsende birşey değişmeyecek bitti artık bir değerin yok!..."
"önemli değil.."
"zaman kaybı!..sen bir hiçsin artık!hayır!!.."
"buna ben karar veririm.."
kendinden emin gülümsemesiyle bir daha baktı mavi gözlere
gözler küçüldü ve çekildi..
kapının koluna uzandı
ve açtı
derin sessizlik
yada tiz bir tınlamamı bu?
herkes kapıların ardında parlak bir ışık beklerken
bu deliksiz karanlık
koyuluk
adımını yokluğa atarken mavi gözler son kez kapandı
ve ikinci adım..
dünya
ben geldim..
2 Ocak 2009 Cuma
26 Aralık 2008 Cuma
o... çocukları
dml o... çocukları filmindeki ve diğer o dönemi yansıtan film ve dizilerdeki asıl o... çocuklarının bütün 68-78 kuşağı polis ve devlet görevlileri o... larında bizzat onların anneleri olduğunu düşünüyor..
25 Aralık 2008 Perşembe
just like that
There must be an angel with a smile on her face,
When she thought up that I should be with you.
But it's time to face the truth,
I will never be with you.
When she thought up that I should be with you.
But it's time to face the truth,
I will never be with you.
23 Aralık 2008 Salı
22 Aralık 2008 Pazartesi
21 Aralık 2008 Pazar
hafifmeşrep
evin salonunun geniş camından marmarının boğazının tüm renkleri seçilirdi oysa iyi günlerde..
ama dendiği gibi iyi günlerde sıradandır herşey
kişinin iyiliğinden kaynaklanan yanılsamaları hariç..
güneşin bahçedeki yükselmiş çınar yapraklarından kurtulan ve halıya saplanmış mızraklarının ışığında tozlar dansediyordu.
evet.
kadife toz tutar.
kadife toz göstermez ama tutar
yumuşaklığı insanı aldatır
parlak renkleri kendine çeker
ama ağırlıgının bir sebebi vardır
kadife gerekli gereksiz herşeyi içinde tutar..
yıllar geçer koyulaşır..
ağırlaşır
yıkansada hafiflemez veya açılmaz tekrar
kaliteli kadife
kaliteli şarap gibi
yılları giydikçe üstüne
ağırlaşır..koyulaşır..
...
salonun bu kısmını hiç böyle düşünmediğini düşündü kız
ve bunu düşünür düşünmez düşünmeyi düşünmenin
ne kadar melodik geleceğini düşündü kulağa;
"düşünmeyi düşünmek.."
sesi çatlakmı çıkmıştı biraz
kulaklarının kızardını hissediyordu
alnının basınçtan zonkladığınıda..
ama renkler
ve danseden tozlar..
salonun o kısmına hiç böyle bakmamıştı..
deniz hiç gökle bir olmamıştı..
..
gözlerini kapattı..
ve döndü..
..
gözlerini açtı..
dünya normal di gene..
ve birden gene normallik üzerine düşünceler fikirler..
nedir bu yorgunluk bu yogunluk herşeyin herkese göre değiştiği bir yer..
ve aptalca inanmaya çalışmak topluluk...olmaya.
..
uzakta tankerler vardı ..saat bir buçuk civarı olmalıydı
yavaşça doğruldu..
baş ağrısı
ve ona köşeden sağdan soldan kapı arkasından kıskıs gülen şişeler bardaklar..
cama yaklaşıp çerçeveye dayanan alın..
serinliğin en çok tahrik ettiği bölgeler göz kapakları ve yüzünden akması serin suyun
yumuşacık bi bornoz
ve kapıyayıgılmış ekmek süt gazete tepeciği..
beni seç beni seç...
ama dendiği gibi iyi günlerde sıradandır herşey
kişinin iyiliğinden kaynaklanan yanılsamaları hariç..
güneşin bahçedeki yükselmiş çınar yapraklarından kurtulan ve halıya saplanmış mızraklarının ışığında tozlar dansediyordu.
evet.
kadife toz tutar.
kadife toz göstermez ama tutar
yumuşaklığı insanı aldatır
parlak renkleri kendine çeker
ama ağırlıgının bir sebebi vardır
kadife gerekli gereksiz herşeyi içinde tutar..
yıllar geçer koyulaşır..
ağırlaşır
yıkansada hafiflemez veya açılmaz tekrar
kaliteli kadife
kaliteli şarap gibi
yılları giydikçe üstüne
ağırlaşır..koyulaşır..
...
salonun bu kısmını hiç böyle düşünmediğini düşündü kız
ve bunu düşünür düşünmez düşünmeyi düşünmenin
ne kadar melodik geleceğini düşündü kulağa;
"düşünmeyi düşünmek.."
sesi çatlakmı çıkmıştı biraz
kulaklarının kızardını hissediyordu
alnının basınçtan zonkladığınıda..
ama renkler
ve danseden tozlar..
salonun o kısmına hiç böyle bakmamıştı..
deniz hiç gökle bir olmamıştı..
..
gözlerini kapattı..
ve döndü..
..
gözlerini açtı..
dünya normal di gene..
ve birden gene normallik üzerine düşünceler fikirler..
nedir bu yorgunluk bu yogunluk herşeyin herkese göre değiştiği bir yer..
ve aptalca inanmaya çalışmak topluluk...olmaya.
..
uzakta tankerler vardı ..saat bir buçuk civarı olmalıydı
yavaşça doğruldu..
baş ağrısı
ve ona köşeden sağdan soldan kapı arkasından kıskıs gülen şişeler bardaklar..
cama yaklaşıp çerçeveye dayanan alın..
serinliğin en çok tahrik ettiği bölgeler göz kapakları ve yüzünden akması serin suyun
yumuşacık bi bornoz
ve kapıyayıgılmış ekmek süt gazete tepeciği..
beni seç beni seç...
12 Aralık 2008 Cuma
2 Aralık 2008 Salı
7 Kasım 2008 Cuma
he s just not the same
saatler
günler
aylar
yıllar
sonra
gülümsemenin kıvrımlarını çözmek
uzun kalın çoraplar giymek
eski arkadaslarla bulusmak
insan beğenmek
beğenmemek aşağılamak
kilo vermek
topuklu ayakkabı bakmak
almak
giymek
çizme koleksiyonu
çizme giyebilecek incelikte bacaklara sahip olduguna memnun olmak
kedisine gün be gün aşık olmak
sokak çocuklarıyla arkadas olmak
onlara yemek alıp kendi aç kalmak
hayata ikinci bi şans vermek
ve onun verdiği şans içinde teşekkür etmek
..
bağırıyor
hemde
ağzından tükürükler saçarak
anlatıcak bişeyleri var
sessizce bakıyorum
gözleri yerinde duramıyo
gözüme bakamadığından değilde
gözüme bakamıyacak kadar çok şey düşündüğünden
alevler
kafasını çoktan sarmalamış oldugundan
elleri kolları havada uçuşuyo
anlattıkları mantıklı
mantıksız..
araya girmiyosun
yanlış bi zaman diyosun
yanlış bi zamanda burdayım
susmuyo
çok kızdırmışlar
sakinim
susmasını bekliyorum
o sesini yükseltiyo
hedef benim artık
sessizliğimi daha da derinleştiriyorum
gün ağırıyor
nasıl bu duruma kadar geldiğini düşünüyosun?
nerde yanlış yaptıgını
ayna çok soguk geliyo ilk defa
ve sözler bıcak kadar keskin ve anlamsız.
günler
aylar
yıllar
sonra
gülümsemenin kıvrımlarını çözmek
uzun kalın çoraplar giymek
eski arkadaslarla bulusmak
insan beğenmek
beğenmemek aşağılamak
kilo vermek
topuklu ayakkabı bakmak
almak
giymek
çizme koleksiyonu
çizme giyebilecek incelikte bacaklara sahip olduguna memnun olmak
kedisine gün be gün aşık olmak
sokak çocuklarıyla arkadas olmak
onlara yemek alıp kendi aç kalmak
hayata ikinci bi şans vermek
ve onun verdiği şans içinde teşekkür etmek
..
bağırıyor
hemde
ağzından tükürükler saçarak
anlatıcak bişeyleri var
sessizce bakıyorum
gözleri yerinde duramıyo
gözüme bakamadığından değilde
gözüme bakamıyacak kadar çok şey düşündüğünden
alevler
kafasını çoktan sarmalamış oldugundan
elleri kolları havada uçuşuyo
anlattıkları mantıklı
mantıksız..
araya girmiyosun
yanlış bi zaman diyosun
yanlış bi zamanda burdayım
susmuyo
çok kızdırmışlar
sakinim
susmasını bekliyorum
o sesini yükseltiyo
hedef benim artık
sessizliğimi daha da derinleştiriyorum
gün ağırıyor
nasıl bu duruma kadar geldiğini düşünüyosun?
nerde yanlış yaptıgını
ayna çok soguk geliyo ilk defa
ve sözler bıcak kadar keskin ve anlamsız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

