3 Eylül 2010 Cuma

aşk dedi

aşk diye tanımlanan hislerin bütünü
kısır denemez belki ama eninde sonunda bir döngü..
bir insanın bir diğerinden hoşlanması
görüntüsü
evet
sesi soluğu
evet
fikirleri
evet
tik tik tik
sonucum bir çift
geçen zamanların rengi
önce uçuk yeşil
sonra pembe
sonra kıpkırmızı
derken mor
ve nihayet
siyah
kişilerin iki ayrı cinsiyetten olduğunu farzederek
erkek ilişkinin başında en yüksek mertebede
aşıkkk
herşeyi yapabilir
yet
sadece tek kişi için hayatta o
bu mükemmellik hormonunun kokusu onu dahada çekici kılar
hem partneri için
hem çevresindeki diğer insanlar için
derken kırmızının ortalarında
kendi kokusuyla sarhoş erkek
olasılıklara kayar
her zaman olur mu bu?
hayır
çoğunluk bu mudur?
evet
olabilir diyelim yani..
bir de kadınımız var tabii
cefakar ana tanımına henüz çohook uzak
tazecik
kadında olay farklı gelişiyor tabi
daha doğrusu
sıralama farklı diyelim
yoksa olan bitende bir fark yok.
kadın ilişkinin başında tartma mevsiminde
elindeki örneklerle karşılaştırıyor
ne yaptı ne yapıyor ne yapabilir
derken o koku ah o koku
ısıtıyor bir anda bayanımızı
ve o da parlamaya başlıyor
onun hormonu farklı tabii
hem sıcaklık verebiliyor
hem şefkat
doğanın dengesiyle alakalı olsa gerek
o kdr yükseliyor ki o da
etraftaki karşı cinsler gözlerini ondan alamıyor
kim buuu
ve tabii kendi partneride
bu noktada iki cins arasındaki fark
kadının kimseyi göremeyecek şekilde kör olması.)
kimin ona baktığının önemi yok
o ona bakıyor
gel zaman git zaman
olaylar gelişir
kırmızı çürür mor olur
mor küflenir siyah olur
the end..
klasik bir durumdur
herşeyin başlayıp bittiğini insana doğduğu andan itibaren öğretiyorlar
"doğdun!"
öğretmek istemeselerdi hep buradaydın derlerdi.
doğdun
ve bil
bir günde öleceksin
başladı
ve bil
bir günde bitecek!
*
erkeğin bitişe tepkisi
eğer bitiş sebebinde kendi payı varsa biraz geç oluyor
o an için bitiş çok mantıklı geliyor
yani ömrünü doldurmuş bir şeyi sürdürmeye çalışmanın saçmalığı..
peh
çok saçma!
haksızda sayılmaz
mı acaba?.)
süreç bir şekil geçer
eldeki diğer adaylardan en uygun olan seçilir
yada aday onu seçer de
erkek farketmez çoğunlukla
o da doğanın kuralı
ve yeni bir ilişkiye yelken açılır
ah
pardon
Aşk
..
bu süreçte kendini mükemmel bir hak havuzunda bulan
erkek tarafı
yeni aşkında yeni döngüsünün ortalarında
yok yok ortaya gelmeden az önce
bir takırtı duyar
noluyor demeye kalmadan
bir tane daha
bir şeyler tekliyor
ve o zmn dönülüp arkaya bakılır
yapılmaması gereken de tam bu iken
bu dönüm noktası evet ya ortadan önce olur ya hemen sonra
ya pembe ya mor yani
muzip olan kısmı ise
ah o kader adı altında saklanan bütün o hesapların hepsinin küçük oyunuuuu
yeşil kırmızı yada siyah ta olsa belki bir şansı olacak
ama herşey tamamen matematiksel..
nedeni için kız tarafına dönelim
*
kadının bitişe tepkisi
kadının bitişte bir payı dahi olsa süreç değişmiyor
bütün velvele
üzüntüler
sıkıntılar
herşey bir anda buhar oluyor
önce umut geliyor
gidiyor
sonra umutsuzluk
öfke
üzüntü
çaresizlik
sıra değişebilir demek isterdim
ama hayır.)
bir süre bekledikten sonra partnerinin gittiğini anlayan kadın
"oh banane çok da iyi oldu peh!"
durumundan hızla sıyrılıp
nerede hata yaptıma yaklaşık 3 sn de çıkabilir
sonra o sonsuz takipler
yeni çiftin öğrenilişi
bunun yıkımı
bir mutsuzluk süreci
derken sakinleşme
ama içten içe gene takipler
hep bir umut
küçük bağlantıları elde tutmaya çalışmalar
hani belki geri gelmek ister..
derken işte
matematik harikası kaderin küçük hesaplarıyla
tam olarak karşı tarafın işine gelmeyen zamanda
yeni bir hava değişimi olur
böyle çiçekler yeşillikler
ama kızımız yorgun kırgın
inanamaz güvenemez tekrar
ama o da ne
birden güneş açar
tekrar bir şans verilir "aşk" a
bir anda unutulur
eski siyahlar morlar
..
şimdi eldeki iki deneğin farklılıkları zaten su götürmez
ama esas konu farklılıklarıyla uzaktan yakından alakalı değil
konu zamanlama
ve onunda
neyle ilintili olduğu hala tartışılıyor
araştırılıyor
ben içerden biri olarak tabiiki
her türlü gelişmeyi sizinle paylaşıcam
.))

25 Ağustos 2010 Çarşamba

huzursuz

huzursuzluk bazen yaşananlardan bazen de doğuştan gelir şeklinde ikiye bölünebilsede
aslında ikiside aynı merkeze bağlanabilir.
çünkü sonuç bunların geliş yönüne göre değişmez.

huzursuz, hep bir arayış içindedir
huzuru tahmin edilebileceği gibi.
kişiden kişiye değişiklik gösterir ama
insanlarda , işte , ailede , parada , aşkta..

işin garibi huzur bulunur..
aşık olunur
iş bulunur hatta çok para olur
büyük adam olunur aile bile mutlu edilir
hatta aile kurulur..

neden garip.
garip çünkü bu huzur mereti
eğer madde olsa bir nevi uçucu maddedir.
düzenler kurulur..mutluluklar oluşturulur hatta bölüşülür..kişi başına düşen mutluluk..

derken durumun başında huzuru arayan kişi yani "huzursuz" umuzun
huzuru
uçar..

ve tekrar yolun başında eli boş birde bu sefer etrafında o kadar ortakla kala kalır huzursuz.
ama hayat bu vazgeçmek yok durmak hiç yok.
bu sebeple devam eder huzursuz huzurunu aramaya.
ve bu böyle sürer gider
arkada aileler kalır huzursuz..
kişiler, aşklar, işler, kocaman şehirler..
huzur malesef böyle uğursuz birşeydir işte
suç hep huzursuza bulunur ama
aslında çıbanın başı huzurdur.

aklı alır..cebine koyar..uçar..
aklını arayan bir çareninde adını huzursuz koyarlar..
hala aranır hep suçlanır..

21 Ağustos 2010 Cumartesi

sevgiyle eş anlamlı kelimeler

Yalnızlığın abartılmış olduğuna hiç inanmadım ben
Ve hiç sevmemezlik etmedim yalnızlığı
Bağdaş kurup oturmak
Sıcak bir günde hafif bir esinti
Sineklerin bile saygı gösterip gitmesi
Sevdiğin biri için yapılan bir iş
O zaman kalkmaya değmesi o serin gölgeden
Güneşte uzanmak
Başı gölgede tutmak
Gözler kapalıyken yan yana yapılan sohbetler
Arada etrafı süzmek
Hafif bir dalga hışırtısı
Sıcakta sadece onlarda serinlesin diye bahçeyi sulamak
Onlarında teşekkür olarak sundukları o yağmur sonrası gibi koku
Ayakları dizlere kadar ıslatmak biraz serinlik
Kururken kayıp düşen damlacıkların gıdıklama hissi
Eve girince etrafı kaplayan serinlik
Duşun kişinin kendi krallığı olması gerçeği
Aynaların dosttan öte…
Taş verandada güzel bir begonvilin yeşil beyaz Çingene pembeleri altında
İri Kıbrıs üzümleri eşliğinde
Hafif serin esintiyle içilen
Güzel bir kadeh kırmızı şarabın tadının hiçbir yerde bulunamayacağını bildim.
İnsanın çok fazla kötü insanla olup iyilerin değerini anladığını
Çok fazla insanla olup yalnızlığına aşık olduğuna inandım
En güzel sarhoşluklarında içkiyle değil
O öğleden sonra akşamüstü civarı
Hafif kısık gözlerle
İnsanın gözlerini değil kendini şehla hissetmesiyle
Gerçekleşmesi.
Yada çok konuşmakla
Keyifle
Yorulmadan konuşmakla
Tartışmakla
Anlaşamamaktan değil de
Yapacak başka bir şey yok diye daha iyi…
Öyle güzel yerlerden geldim işte ben
Arka bahçem sırf uçsuz bucaksız bağlardı
Ön bahçem mavilerden ibaretti.
Aşk da küçük sarışın bir veletti...

16 Ağustos 2010 Pazartesi

b.ö.h.

k.m.m.ö....

11 Ağustos 2010 Çarşamba

pembe

eninde sonunda insanı hayatta ayakta tutan şey
korkularıymış
dikkat çekmekmiş dehşete düşüren
ve genede aklını kaybetmesine yol açan
ilgisizlikmiş..
tarih tekerrürmüş
insan yeterince denerse
herkesin eşini bulurmuş
ama herkes bulamazmış eşini
bu da herkesin derdiymiş..
"gelin" demiş kız
"gelin korkmayın
tutun elimden sayın küçük insan
görünür olun
ışığa çıkın
bakın benim durduğum yer ne kadar aydınlık ve size sadece
pembe şekerlemeler ve altından perdeler
çikolatadan çeşmeler
ve müzikten gürültüler vaad ediyorum
gelin kurtulun sayın küçük insan kaygılarınızdan
yargılarınızdan
benim size vaadim değişmedi
fazlası herkese hep fazla idi
yeterinizle memnun olun."


"
not:okumadı dml
okumuyor artık dml
biline..
"

gene birgün huzur avımdan gururla dönüyorum..

Yes indeed I'm alone again
and here comes emptiness crashing in
it's either love or hate
I can't find in between
cause I've been with witches
and I have been with a queen

it wouldn't have worked out any way
so now it's just another lonely day
further along we just may
but for now it's just another lonely day

wish there was something
I could say or do
I can resist anything
but temptation from you
but I'd rather walk alone
than chase you around
I'd rather fall myself
than let you drag me down

it wouldn't have worked out any way
and now it's just another lonely day
further along we just may
but for now it's just another lonely day

yesterday seems like a life ago
cause the one I love
today I hardly know
you I held so close in my heart oh dear
grow further from me
with every falling tear

it wouldn't have worked out any way
so now it's just another lonely day
further along we just may
but for now it's just another lonely day

3 Ağustos 2010 Salı

ev arama işini uluslararası boyutta genişleterek
kendimi çığır açmış sayıyorum
ufak tefek
heyecanlı
azlı çoklu
yorgun
belli belirsiz
pişmaniyeliyim

öa

"insanlar gelmeleriyle yalnızlıklarını dagıtanları severler,gitmeleriyle kendilerini yalnız bırakanlara aşık olurlar"

felix

08 Haziran 2008 Pazar
non ne posso piu...padronissimo..


rüzgar var
aksam yıldızlar gözükmüyor.
garip bir şehirde yaşıyorum.
insanlar canlıları öldürüp ardına bile bakmıyor.
garip bir yer.))
ben felix
her sabah uyanıyorum
yüzünü görebileceğim bir yere oturuyorum
ve bekliyorum
yemeğimin kokusu gelmiyor
uyan ve beni besle
gözünün ilk kıpırtısında daha çok yaklaşıyorum sana
sabaha kadar gelen her mesajı hissediyorum
sen uyuyorsun.
kokundan ruh halini anlamaya çalışıyorum
duruma göre ya öperek uyandırıyorum seni yada
sadece bakıyorum
eskiden üstüne atlardım ama artık yaşlandım.
uyanıyorsun bana bakıyorsun
sende büyüdün sanırım
eskiden kızardın ben sana seslendiğimde şimdi dinliyorsun
istediğimi yapıyorsun
ne istediğimi anlıyorsun.
sonra beraber tuvalete gidiyoruz
sen evden çıkana kadar seni takip ediyorum
sen gittikten sonra üzülüyorum biraz
söyleniyorum
ama çok değil
apartmandaki beni anlamayan diğer insan lar kızmasın diye..
gün boyu evde dolanıyorum
yerde yürüyen karıncaları eziyorum
bazen ısırıyorlar beni büyük kafalı olanlar
o yüzden sıkılıyorum
sinekler giriyor içeri bu mevsimde
onlarla oynuyorum
ama çabuk sıkılıyorlar
hemen yere düşüyorlar..
neyse..
yapıcak iş çok
anne evdeyse balkonu açıyor bana
balkona çıkıyorum
kuşlar aşağıda küçücük gözüken kediler köpekler
onları izlemek de zevkli
gerçi birkaç düşman kargam var
çok umursamıyorum ama
korkunçlar.
neyse zaten hava fazla sıcak bugnlerde
o yüzden içeri girip serinlemek daha iyi oluyor.
lanet
suyum bitmiş
anne de çıktı
ne zaman gelirsin acaba
odamızı seviyorum sevmediğimden değil
ama bütün günü burada geçirmekte pek zevkli değil
neyse en iyisi uyumak..
yaşlandıkça zaten sıcagı seven ben daha da alıştım buna sanırım yorganın altındaki küçük bombe benim evet.
apartman kapısımı açıldı?
evet
koku sensin
ayak seslerindeki ağırlık da senin ağırlıgın
sonunda!
kapıda kilidin tıkırtısı
şeklimi bozmuyorum
sabırsız görünmek istemem
ve sonun da oda kapısı
umarım küçük bombeyi farkedersin ezilmek istemiyorumm
tabii edersin
kafamı tutup alnımı öpmeni seviyorum ama en çok çapaklarımı temizlemeni..
ama yüzüm ıslandı
n'oluyor?
gözlerin oldugundan büyük
kokunda gergin
mutsuzsun
yüzün ıslak
susadım evet
ama biraz seninle ilgilenmem lazım sanırım
yataga oturup bana bakıyorsun böyle durumlarda
birşeyler söyleniyorsun
sesin de gerginlik var şikayet ediyorsun mutsuzsun
biraz şımarıklık yapıyorum sana
bu keyfini yerine getirmeli
yüzün tekrar ıslanmaya başlıyor sesin inlemeye dönüşüyor
hayır bu iyi olmadı
gelip kucagını yokluyorum bana sarılıyorsun beraber yatıyoruz
sesin inlemeye dönüşüyor sesindeki tınılarsa aglamayı andırmaya baslıyor böyle durumlarda
özenle yeni temizlediğim tüylerimi ıslatıp pisletiyorsun
ama napalım
sonunda nefesin düzeldi
beni okşuyorsun
evet o tüylerin öyle olması için temiz kalması lazım bayan
biraz uyuyalım
kalkınca herşey yoluna girecek
sen geldiğinde ben hep burda olacağım
merak etme..
uyanınca bana bakıyorsun
kalkıp mutfaga gidiyorsun ve lanet su içiyorsun!
derken sonunda(!) kapıdaki ben farkediliyorum ve bana da su koyuyorsun
teşekkürler küçük hanım
yemegide tazelesek fena olmaz
sonra sen renkli ekranının başına oturuyorsun
bende yanına
bu alet feci başımı ağrıtıyor sen nasıl katlanıyorsun?
neyse ben uyuyorum..
..
kapı!!
baba geldi anne geldi
hoşgeldine gidelim
babayla spor yaparız biraz
seviyor benimle spor yapmayı
sonra onlarla salondaki renkli ekranı izleyip uyuklarım biraz o kendi yatmadan önce senin yanına koyar beni zaten
iyi geceler babaa
hey!
sen bensiz yatmışsın!
neyse ayak ucundayım
tekmeleyeyim deme
üşürsem gelirim yorganın altına şmdi böyle iyi..
tatlı rüyalar..

Gönderen dflx zaman: 14:52:00

2 Ağustos 2010 Pazartesi

BOB

ilki, sonu yada teki olmayabilirsin.
önceden sevdi sonradan tekrar da sevebilir.
ama eğer seni şimdi seviyorsa başka neyin önemi var?
mükemmel değil-sende değilsin
ve ikiniz birliktede asla mükemmel olmayabilirsiniz
ama eğer seni güldürebiliyorsa,
iki kere düşünmeni sağlayabiliyorsa
ve sana insan olduğunu hatalar yapabileceğini kabul ettirebiliyorsa,
ona sarıl ve elinden gelenin en çoğunu ver.
günün her anı seni düşünmüyor olabilir,
ama sana kırabileceğini bildiği bir parçasını verecek-kalbini.
Yani onu incitme, onu değiştirme, analiz etme
ve sana verebileceğinden fazlasını bekleme.
seni mutlu ettiğinde gülümse,
seni sinirlendirdiğinde göster
ve yanında olmadığında özle.

30 Temmuz 2010 Cuma

mutluluktan uçuyorum

bir koşturma içindeyim
oraya git oradan çık buraya buradan şuraya
ama hepsi tatlı
birde aldığım gaz var öncesinde
beni 'bir yıl idare eder'
.))
ay sonuna 1 gün var istanbulda hava sıkıntılı ve kapalı
ama sıcaklık mevsim normallerinin
altında seyretmekte
en iyisi giyinip çıkmak dışarı
ve işlerime koşturmak
lakin
keyfim yerinde
herşeyi yapabilirmişim gibi hissetmekteyimm

24 Temmuz 2010 Cumartesi

istanköy

bulutların üstünden uçmayı seviyorum
hani dünyadan kabuktan bir kopukluk hissi veriyor bana
o eski peter pan filmini hatırlatıyor
wendyle peterın buluttan bir kaydıraktan kayışını
sanki uçak bulutların üstünde bozulsa düşmezmiş gibi
sadece seker bir kaç kez ve durur
sonra acil durum kaydırağı açılır
insanlarda kayarak inerler beyaz yumuşaklığa
tek problem hepsinin bir süre sonra boğulacak olması
aklıma hep bunlar geliyor
hep aynı düşünce dizini ben bulutların üstündeyken
ve bulutsuzken hava mesela dünkü gibi
uçmak sıkıcı
şehrin ışıklarına varana kadar
o zamanda enteresan
hislerim akşam normalde karşıya geçmek için 3 saat beklediğim
yolların açık olmasında yaşadığım hislerle aynı
sadece
yukarıya bakarsam
yol aydınlatmalarına
o zaman sanki başka dillerin konuşulduğu yabancı bir şehirdeyim
çok alıştığın bir resme
hafif gözlerini şaşı yaparak bakmak gibi
bir adım geri çekilmenin dar alanlardaki yolu..
gözlerimi şaşı yaptım
görüntüyü bulandırdım
üstümde aldığım onca ağrı kesicinin verdiği bir umursamazlık var
bir sakinlik
normalde umursamaz görünen
ama içten içe kendini yiyerek bitiren bir yalancı için
nadir bir an
ben o değilim
bu değilim
şu değilim
bunu asla yapmam
şunuda
e tabi onu da
öğütler kendine bol bol
kesin konuşma
geleceğe dönük konuşma
olur çünkü herşey
yaparo herşeyi
biliyorum bunu
yalancı olmamak için gelecekten konuşmamak lazım
ama tabi
yalancı olmayı problem edenlere işler bu kural
problem etmede
"ben yalancı değilim" yada "ben yalan söylemem"
den sonra başlar..
çok güneşli
bol sulu
az bezli
sıcak bir bodrum
hayalimle uzaktan yakından alakasız
ben yokum hayaldeki çünkü karşımda başka biri
mor bir elbise var üstünde
enine yaldızlı çizgileri var
straplez
bakışları soğuk
sesi sert
içi sakin ama
duruşundan anladım
pişmanlıklardan bıkmış
uykusunu geri istiyor
ve bunun için herşeyi yapmaya hazır
cesetleri çürümüş
kokousu geçmiş
yenilerini yaratmaya hevesli
sırf biraz uyku için.

yakın uzak az çok uzun kısa
ne olursa olsun
sonunda
bir maviye uzanan iki kol gördüğümde birbiriyle oynaşan
içim rahatlıyor
ve bir şehrin kokusu içimi sarıyor
bu kadar mı tatlı?
döndüğüm döneceğim yer belli
...





geçen gün bir kızla tanıştım
starbucks ta yer kalmamıştı
benim masama oturup oturamayacağını sordu
olur tabi dedim
çantamı aldım
büyük bir çantası bir de laptop çantası vardı
sanki iş arasındaymış gibi de bir hali.
kitap okuyordum devam ettim.
sonra benimle konuşmaya başladı
enteresan bir hikayesi vardı
ama şimdi belim ağrıyor çok
sonra anlatırım..

22 Temmuz 2010 Perşembe

i think i should know

l-o-v-e is just another word i never learned to pronounce.

want

not a happy end but a new begining.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

sevdiğim şeyler arasında
genelde sevilmeyenlerden itinayla seçtiğim
buranın bu inanılmaz sıcağı
çeşit çeşit örümcek
yosun kokusu
yıldızlar altında küçücüğüz
ve lanet ezan yok!
ohohmis

13 Temmuz 2010 Salı

me myself n I

ben bana güldüm geçtim gittim yoluma..

yıllar sonra bir gün rastladım ben kendime

ah keşke görmez olaydım
inanamadım gözlerime..

ah dostum
ders almadın hiç başına gelenlerden
..

8 Temmuz 2010 Perşembe

my funny valentine

my funny blue valentine
you make me smile with my heart

ay sonu
fotoğraf makinem
yol
gidiş geliş
gülmek
karın ağrısı
kriz
diş
güle güle
aklına gelen ilk üç kelime
when you open it to speak
kadife
toz
güneş
öğleden sonra 3
not if you care for me
eskitilmiş ahşaplar metaller
yeşil
serin sıcak
audrey hepburn
vazgeç
gitme
kal
saç sakalı karışmış adam
pritt
kusmak
ve ben vazgeçemem ondan üzgünümm
maviler
pembeler
mor
itici
bu gecikmişlik hissi
ve ucundan yakalama paniği
bir ferahlık
acabaların oranı
azalışı
tek
happy birthdayyy
what ever possess me came from the blue
ah
güle güle lerle başlayan
başlangıç
bir deri grup
serin
çimenler
havuz sesi
sakin
duymadıklarım
duyamadıklarım
umursamadıklarım
hayat..

6 Temmuz 2010 Salı

yeşilay

özür dilemek geldi bugün içimden.
bikaç resim böyle
öf
sonra geçti
ama içim bi yeşil böyle
sızım sızım
yeşil hastalık rengimi hımmm

bi yaş daha yaşlı

hepi börtdey

3 Temmuz 2010 Cumartesi

its cool

iki mavi boncuk
iki mavi bilye gene
damarları arasında
ton ton mavinin
tek sevdiğim mavi hayatımda
enteresandır
gitmek artık yakın mesafeleri çağrıstırırken
aklımda kalanlar hep maviler.
gerçekten sevilmemesi birşeyin
değerinden ne kaybettirir
enteresan kısmı budur belki
bilmiyorum
güneşin altında
masmavi bir havuza giriyorum
gözlerimi kapatsamda güneş gözümde
aklımda
hiçbirşey yok maviden başka şimdi
su sesi
su rengi
su kokusu
havuz sevilmezken
denize hasret metreslerle oynaşmak gibi
ama evimden de gidemem
evi olmayan birinin
en cesur lafı.
şimdi iyi herşey
rüzgar esip esip duruyor
önemli değil
saçlarım kısa
ama sürekli yönü değişiyor
bu bir problem
çünkü hiçbirşeyin bir önemi yok benim için
düşüyorum
kimseye ses etmeden
tutulmak istemiyorum çünkü
düşmek zevkli.)