3 Kasım 2011 Perşembe
1 Kasım 2011 Salı
krukırs- mor lens oyunu
İnsanın istediği vazgectiğinde olur.
Vazgecilenin dikkat etmesi gereken kısım
isteyenin o anda vazgeçemeyeceğini bulması ihtimalidir.
Lakin hiç kimse, hiç bir şey vazgecilmez değildir.
Vazgecilenin dikkat etmesi gereken kısım
isteyenin o anda vazgeçemeyeceğini bulması ihtimalidir.
Lakin hiç kimse, hiç bir şey vazgecilmez değildir.
30 Ekim 2011 Pazar
25 Ekim 2011 Salı
I could be proud, I could be insistant
kalem kırılmış
tuşların hepsine raptiyeler yapıştırılmış
kağıtlar ıslak.
sesimi duyamıyorum
tebeşir olsa duvar yok
duvar olsa tebeşir yok
kazıyamıyorum düşüncesi felaket
yaşamak böyle bir şey işte
doğacaksın öleceksin
izin değil sözün bile kalmayacak
dahası
umurunda dahi olmayacak.
tuşların hepsine raptiyeler yapıştırılmış
kağıtlar ıslak.
sesimi duyamıyorum
tebeşir olsa duvar yok
duvar olsa tebeşir yok
kazıyamıyorum düşüncesi felaket
yaşamak böyle bir şey işte
doğacaksın öleceksin
izin değil sözün bile kalmayacak
dahası
umurunda dahi olmayacak.
20 Ekim 2011 Perşembe
ebe, ben ve senin anan
"önce ki hayata inanışım bugünün öğlenine rast gelir.
uyuklarken ilaçların etkisiyle bir bombardımanın ortasında buldum kendimi
kırmızı kiremitlerle örülmüş orta avrupa stili döşenmiş evimin duvarları çatırdıyordu
annem korku içinde sağa sola koşuşturuyordu komşularla
sığınak dediler
sığınağa gitmemiz lazım
ya da demediler
ben hissettim
ama gidemiyordum
uykunun halleri değil
ayaklarım hareket edemiyordu
bacaklarım hantaldı. şaşkın şaşkın baktım tavandan dökülen sıvalar toz kaldırıyordu.
uçakların motorlarını duyuyordum o kadar yakın geçiyorlardı binalara
iki motorlu ağır bombardıman uçakları.
garip ben uçaklardan hiç anlamam.
tozlar gözüme kaçtı cama baktım perde uçuştu bir anda cam parçaları kaçtı gözüme ve ben uyandım.. savaşın çok çok ardından yapılmış evimin odasında ilaçların etkisiyle sersem
hepsinin tadı tek tek boğazımda
gözlerim çapak olmuş..
salak bahçıvan bahçeyi biçiyor
benim gözümde uçağıyla pike yapan bir naziden farkı yok.
pis uyku düşmanı rüya katili..."
uyuklarken ilaçların etkisiyle bir bombardımanın ortasında buldum kendimi
kırmızı kiremitlerle örülmüş orta avrupa stili döşenmiş evimin duvarları çatırdıyordu
annem korku içinde sağa sola koşuşturuyordu komşularla
sığınak dediler
sığınağa gitmemiz lazım
ya da demediler
ben hissettim
ama gidemiyordum
uykunun halleri değil
ayaklarım hareket edemiyordu
bacaklarım hantaldı. şaşkın şaşkın baktım tavandan dökülen sıvalar toz kaldırıyordu.
uçakların motorlarını duyuyordum o kadar yakın geçiyorlardı binalara
iki motorlu ağır bombardıman uçakları.
garip ben uçaklardan hiç anlamam.
tozlar gözüme kaçtı cama baktım perde uçuştu bir anda cam parçaları kaçtı gözüme ve ben uyandım.. savaşın çok çok ardından yapılmış evimin odasında ilaçların etkisiyle sersem
hepsinin tadı tek tek boğazımda
gözlerim çapak olmuş..
salak bahçıvan bahçeyi biçiyor
benim gözümde uçağıyla pike yapan bir naziden farkı yok.
pis uyku düşmanı rüya katili..."
17 Ekim 2011 Pazartesi
incelikler yüzünden
biletler tamam
valiz hazır.
yüzüm gülüyor.
içim artık rahat.
hava biraz soğuk
ama sıkı giyindim.
heyecanlıyım.
çok.
it s a closure.
it s a new born.
valiz hazır.
yüzüm gülüyor.
içim artık rahat.
hava biraz soğuk
ama sıkı giyindim.
heyecanlıyım.
çok.
it s a closure.
it s a new born.
9 Ekim 2011 Pazar
2 Ekim 2011 Pazar
sevenle oyun olmaz
özlemek zor zanaat.
bir de eğer özlemeyi bilmiyorsa insan en zoru
ben özlemedim hiç
yada özleyeceğim şeyler hiç özleyeceğim bir uzaklıkta yada ulaşılmaz olmadı benim için
hep geri geldiler
hep çabuk döndüler
hep bir umut vardı.
ilk defa özlediğim bir şey
özlediğim bir mesafede
ve bir daha gelmeyecek.
ölüm değil
kader kısmete ben inanmam
orospu çocukluğu değil
öyleyse de kader kısmetin orospu çocukluğu
ki ben zaten çocukları sevmem..
kimsenin kararı koymaz bana
kimsenin kararını kale almam çünkü
değişir derim
değiştiririm de
o kadar bir öz güven
korkun benden..
kendi kararım ise
o da çocuklar gibi
hiç sevmem,
dönmez..
göt..
bir de eğer özlemeyi bilmiyorsa insan en zoru
ben özlemedim hiç
yada özleyeceğim şeyler hiç özleyeceğim bir uzaklıkta yada ulaşılmaz olmadı benim için
hep geri geldiler
hep çabuk döndüler
hep bir umut vardı.
ilk defa özlediğim bir şey
özlediğim bir mesafede
ve bir daha gelmeyecek.
ölüm değil
kader kısmete ben inanmam
orospu çocukluğu değil
öyleyse de kader kısmetin orospu çocukluğu
ki ben zaten çocukları sevmem..
kimsenin kararı koymaz bana
kimsenin kararını kale almam çünkü
değişir derim
değiştiririm de
o kadar bir öz güven
korkun benden..
kendi kararım ise
o da çocuklar gibi
hiç sevmem,
dönmez..
göt..
30 Eylül 2011 Cuma
İstanbul'un çocuğu
ne berbat bir elim kolum ayağımsın
ellerim uyuşuyor
kollarım ağrıyor
ayaklarım çamur
ben senden gene de vazgeçemiyorum
ben sana gene hayran
ellerim uyuşuyor
kollarım ağrıyor
ayaklarım çamur
ben senden gene de vazgeçemiyorum
ben sana gene hayran
3 Eylül 2011 Cumartesi
20ağustos a
benim sevdiğim adamın
en yakın
arkadaşları
hep karısını aldatan
değer vermeyen
ailesini kumar edenlerdi
ama onlar benim sevgime
çatal dillerini uzatırken
benim sevdiğim adamın ağzından
buna dair tek kelime çıkmadı.
bundandır benim
sevdiğim adam
beni hiç
benim onu sevdiğim kadar
sevmedi.
en yakın
arkadaşları
hep karısını aldatan
değer vermeyen
ailesini kumar edenlerdi
ama onlar benim sevgime
çatal dillerini uzatırken
benim sevdiğim adamın ağzından
buna dair tek kelime çıkmadı.
bundandır benim
sevdiğim adam
beni hiç
benim onu sevdiğim kadar
sevmedi.
30 Ağustos 2011 Salı
27 Ağustos 2011 Cumartesi
tüm vazgeçtiklerime
insanlar bütün canlılardan değişik ama birbirlerine pek benzerler.
kızgınlık;
kişiler kızanların kızgınlıklarının anlam ve önemini hep o kızgınlık bittiğinde ve kızan gittiğinde anlıyorlar, eksikliğini o zaman anlıyorlar.
geç oluyor tabi her önemli şey gibi geri dönüşü olmaz oluyor.
sarılmalı kızana. hep kızsın kişiye diye gözünün içine bakmalı.
önemsenmemek cezalardan en büyüğü sanırım.
vazgeçilmekse cinayete teşebbüsten az farklı.
kızgınlık;
kişiler kızanların kızgınlıklarının anlam ve önemini hep o kızgınlık bittiğinde ve kızan gittiğinde anlıyorlar, eksikliğini o zaman anlıyorlar.
geç oluyor tabi her önemli şey gibi geri dönüşü olmaz oluyor.
sarılmalı kızana. hep kızsın kişiye diye gözünün içine bakmalı.
önemsenmemek cezalardan en büyüğü sanırım.
vazgeçilmekse cinayete teşebbüsten az farklı.
25 Ağustos 2011 Perşembe
15 Ağustos 2011 Pazartesi
14 Ağustos 2011 Pazar
13 Ağustos 2011 Cumartesi
hayat=hayat
herkes üzülmeyi methediyor
üzülmeye özeniyor
herkes acısını anlatırsa eğer iyice
karşısındakiler çevresindekiler onu anlar sanıyor
iyice anlatabilirse hatta belki bir gün
anlamasını istediği o tek kişi bunu içinde hisseder bile sanıyor.
o herkese bir nasihat çok da yaşlı olmayan birinden,
kimse kimsenin acısını hissetmiyor
hatta ilgilenmiyor bile
o size biraz değer vermiş olanlar sadece inanıyor hala umurlarında ise,
sesinizi hatırlıyor yüzünüzü gözlerini kapattıklarında görebiliyorlar ise,
inanıyorlar ki gerçekten acınız var içinizde içinizi sıkan kesen kanatan bir şey var.
ama hissetmiyorlar.
hissetseler de siz sadece acı içindesiniz diye geri dönmezler size
dönseler de kalamazlar.
çünkü kimse değer verdiği o bir kişiyi bıraktığından daha kötü bir yerde gördü diye ona dönmez
dönse de kalamaz
sadece daha uzağa gider.
elinizde soğuk bir el karşınızda içi boş bir beden kalır
aklı hep o çok uzaktaki sizde kalır güçlü gülümseyen,gözleri mutluluktan ıslak ıslak elini uzatmış ,geri baktığında görmek bulmak istediği ama sizin hiç olamadığınız.
ve gün geldiğinde o kabuk bile gider elinizden.
acınızla siz kalırsınız tekrar
ama belki en azından o zaman acının ne kadar değerli ne kadar insanın içine ait olduğu görülür ,
aynı hatalar tekrarlanmaz,
kol kırılır yen içinde kalır
kan kusulur kızılcık şerbeti içtim denir.
ve bir gün o değerli gene bulunur.
her şey yeniden başlar.
her şey çok güzel olur.
üzülmeye özeniyor
herkes acısını anlatırsa eğer iyice
karşısındakiler çevresindekiler onu anlar sanıyor
iyice anlatabilirse hatta belki bir gün
anlamasını istediği o tek kişi bunu içinde hisseder bile sanıyor.
o herkese bir nasihat çok da yaşlı olmayan birinden,
kimse kimsenin acısını hissetmiyor
hatta ilgilenmiyor bile
o size biraz değer vermiş olanlar sadece inanıyor hala umurlarında ise,
sesinizi hatırlıyor yüzünüzü gözlerini kapattıklarında görebiliyorlar ise,
inanıyorlar ki gerçekten acınız var içinizde içinizi sıkan kesen kanatan bir şey var.
ama hissetmiyorlar.
hissetseler de siz sadece acı içindesiniz diye geri dönmezler size
dönseler de kalamazlar.
çünkü kimse değer verdiği o bir kişiyi bıraktığından daha kötü bir yerde gördü diye ona dönmez
dönse de kalamaz
sadece daha uzağa gider.
elinizde soğuk bir el karşınızda içi boş bir beden kalır
aklı hep o çok uzaktaki sizde kalır güçlü gülümseyen,gözleri mutluluktan ıslak ıslak elini uzatmış ,geri baktığında görmek bulmak istediği ama sizin hiç olamadığınız.
ve gün geldiğinde o kabuk bile gider elinizden.
acınızla siz kalırsınız tekrar
ama belki en azından o zaman acının ne kadar değerli ne kadar insanın içine ait olduğu görülür ,
aynı hatalar tekrarlanmaz,
kol kırılır yen içinde kalır
kan kusulur kızılcık şerbeti içtim denir.
ve bir gün o değerli gene bulunur.
her şey yeniden başlar.
her şey çok güzel olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)