17 Ocak 2013 Perşembe

patlak gözlü

patlak gözlü Japon balıklarını çok seviyorum
bukalemunlar gibiler
zihinsel engelliler gibiler
ama en güzel giysiler onlarda
bütün balıklar onları kıskanıyor
onlar gibi olmak istiyor
ama aslında geri zekalılar
ama balıklar öyle güzel giysiler için geri zekalı olmayı bile
göze alırlar
tanıdık mı
evet ben de şimdi fark ettim.)

gerçi belki de triplets of Belleville deki
kurbağalar yüzünden sempatik geliyordur
el bombasıyla kurbağa avlamak
kurbağa çevirme
kurbağa tatlısı-reçeli
Leziz!

ama ben balıkları tabağım haricinde sevmem işte

insan mıncıklayamadığı şeyi sevebilir mi?
ben hayvan mıyım?
evrim teorisi kitaplara geri konsun
ya da tarihten silinsin
adayı da bombalasınlar
semender neyimize
papağanlara ölüm
ya da geri zekalı gazi kurbağalar

mavi kapaklarla tekerlekli sandalye alalım hepsine
el ele el bombası fabrikalarına koşalım
çalışalım
işleyen demir ışıldar

amip!

16 Ocak 2013 Çarşamba

11 Ocak 2013 Cuma

köpekler


anne köpeklerin ayakları karda üşümez mi?
onların görünmez ayakkabıları var tatlım
peki o ayakkabılar ıslanmaz mı
hayır tatlım
kim veriyor peki o ayakkabıları
onlarla doğuyorlar zaten
peki yazın sıcak gelmez mi o zaman





hay ben senin gibi evladın
olmaz ol be olmaz ol

12 Aralık 2012 Çarşamba

patlak

trende hep güzel şeyler geliyor aklıma yazacak
buraya gelince unutuyorum
erken bunama belirtileri mi
ya da sıkıntısızlıktan sıkılma belirtileri mi
bilmiyorum
mogwai dinliyorum
pek güzel oluyor çizerken
beynimi projeyi.)
gülüyorum
gülüyoruz
öyleyse yarın!

31 Ekim 2012 Çarşamba

please tell me more..

15 Ekim 2012 Pazartesi

herkes mutlu olsun istedim oldular.

elim varmıyor.
elim varıyor.
her şeyi atıyorum.
her şey demek yalan demek.
hafızamın bir bölümü alınmış gibi
zaman zaman
bazı akşamlar hepsi başucumda oturup uyanmamı bekliyor.

eskiden denizi haber veren güzel martı çığlıkları
artık birer çirkin gürültü değil mi?

aldığın doğru kararlar
çizdiğin mantıklı yollar
tek tek parmaklarımın arasında
hiç bir şey kayıp  gitmiyor.

dün gece garip bir rüya gördüm

ben gene benin karşısında oturuyordum
üstümde ya straplez bir bluz vardı ya da çıplaktım
ikisi de olabilir çünkü bir sandaldaydım.
karşımdaki ben bir ayna gibiydi belki de aynaydı
ama omuzlarından tuttum onu
sarstım
bir deli gibi gülümsedim
o da bana aynı şekilde karşılık versin diye
aynalar öyledir çünkü evet
ama o vermedi
o sadece ben onu sarsarken biraz gülümsedi
böyle yarım ağız
hafif ürkek
çattık deliye hesabı.

bıraktım omuzlarını
korktum hatundan
kısacık saçları vardı
geçmişime benzer biraz
bana masum masum baktı    yüzü fazla beyazdı
yanakları fazla dolgundu
fazla saftı
ileri uzanıp öpmek istedim
o zaman da kayboldu
ellerim sandalın kenarında
suya baka kaldım.

akarsulara bakmayı hiç sevmem tabii
geri çekildim oturdum.





başka bir rüyaya dedim.

10 Ekim 2012 Çarşamba

karma is a bitch

8 Ekim 2012 Pazartesi

Mala Junta Trio

günler aylar yıllarca beklediğin sonbahar geldi.




ilk zeytin çekirdeğinin içini gördüm bugün
siz hiç mükemmel bir şekilde açılmış bir zeytin çekirdeği içi gördünüz mü?

ben de öyle düşünmüştüm.


o kadar güzel ki
akşamın gecenin bütün sıkıcılığını ezici karanlığını dağıtıyor

güneş güzel şey
ben son yıllarda bronzlaşamıyorum pek gerçi
vücudum ilk 20 yılla yetindi sanırım
genede uzanıp ısınmak keyifli
hareket etmeyince özellikle
terlediğini de hissetmiyor insan
o zaman işte süper













televizyon çocuklarıyız biz
dünya iletişiminin daralışının ilk tanıkları
patlayan bir atom bombasının ışımasını sadece bir kaç kilometreden izleyen asker çocukları gibi farklıyız.



bizde de zararsız sandılar televizyonun ışımasını
ve belkide biz öldükten sonra ortaya çıkacak asıl zararlar














güneşle arasında ılık bir ilişki olan insanın
sonbahar ve kışla arasında daha bir sıcak ilişki vardır evet
doğru
bana soğuğu verin ama yağmuru vermeyin
bana karı verin ama çamuru vermeyin

kışlık kıyafetlerin sezonu geldi
içim çiçek çiçek


27 Ağustos 2012 Pazartesi

kalkmak

gerçek görecelidir.
insandan insana
yerden yere
zamandan zamana
değişir.

zaman gibi tutulmayan
harcanmadan geçip giden
bir şey

bazen aklındakiler
kişiden kişiye biçimlenir
aklındakilerin değişmiş şeklini yüzünde görürsün
tükürürler

her zaman aklındakilerin
kişilerde
kişiselleşmiş bir şekilde kalması daha iyi
çünkü o zaman
sendeki sende kalır
sen bilirsin

sendekinden şüpheye düşmeye başladığında
kırılır dökülürsün
bozulursun
için bozuk olarak doğar üstüne güneş




bir de güneşi sevmiyorsan
o zaman gözlerin yanar ne kadar sıkı yumarsan yum
hep orada
sana bakan
çıplak
kocaman
üstündekileri
yüzündekileri yakan

seni çırıl çıplak bırakan



için yanar en son
için kavrulur
hiçbir yere ait olmaz o zaman insan

hiçbir tarih beklenen bir tarih olmaz artık
hiçbir yer özlenen bir yer olmaz.






kalsan da fark etmez
gitsen de fark etmez

koşsan da arkanda jenerik yok
dursan da çeşitli kamera açıları yok





"bir insan korku filmi neden izler ki? amacı nedir yani?"
"gülmek için..."
"gülmek için?"
"evet"

10 Ağustos 2012 Cuma

çürük

her aklına geldiğinde bir tortu
her yüzünü gördüğünde bir özlem
her sesini duyduğunda bir acı


her dokunduğunda

hatırlamıyorsan o nasıl bir şey
aşk o 
ama sevgisi kaçmış
saygısı gitmiş

özlemi kalmış
o da solmuş
solmuş


6 Ağustos 2012 Pazartesi

24 Temmuz 2012 Salı

sexist downfall

practice brings perfection.

16 Temmuz 2012 Pazartesi

1 kadeh şarapla


12 Temmuz 2012 Perşembe

yeter

yeter bazen gerçekten insana yeter
yetmediği zamanlar çıldırmak gibi
ellerin uyuşur
parmakların kesilir
en sevenlerin bile sevmezmiş gibi seni.

ama yeter bazen gerçekten yeter.

16 Haziran 2012 Cumartesi

ölsem

ölekalsam.

4 Haziran 2012 Pazartesi

reading is fun

2 Haziran 2012 Cumartesi

hm

29 Mayıs 2012 Salı

namnam

 Inez Van Lamsweerde & Vinoodh Matadin


Tom Munro

lan..Lan.............LAN!

burnunu kesele
genede koku alıyorsun
zor.

mürekkebi bitmiş yazıcı gibiyiz
insanlara kelamımı anlatırken
dilimin mürekkebi bitiyor
sözcükler silikleşiyor.

pembe sevmem ki ben
kırmızı severim
turuncu sevmem ki
sarı severim
mor sevmem
yeşil sevmem
mavi sevmem
siyah bir renk değil
olsun beyaz da değil
onları da severim.

bir de bok rengi
yeri ayrıdır.

"
ölen birinin arkasından girilen bir depresyon gibi değil
yaşam tarzı olmuş bir depresyon
yıllara bölünmüş
farkında değilsin artık.
"

nereden biliyorsun
belki biri öldü
belki biri oldu
farkındayım belki
nereden biliyorsun


25 Mayıs 2012 Cuma

bounce to the funk