22 Temmuz 2010 Perşembe

i think i should know

l-o-v-e is just another word i never learned to pronounce.

want

not a happy end but a new begining.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

sevdiğim şeyler arasında
genelde sevilmeyenlerden itinayla seçtiğim
buranın bu inanılmaz sıcağı
çeşit çeşit örümcek
yosun kokusu
yıldızlar altında küçücüğüz
ve lanet ezan yok!
ohohmis

13 Temmuz 2010 Salı

me myself n I

ben bana güldüm geçtim gittim yoluma..

yıllar sonra bir gün rastladım ben kendime

ah keşke görmez olaydım
inanamadım gözlerime..

ah dostum
ders almadın hiç başına gelenlerden
..

8 Temmuz 2010 Perşembe

my funny valentine

my funny blue valentine
you make me smile with my heart

ay sonu
fotoğraf makinem
yol
gidiş geliş
gülmek
karın ağrısı
kriz
diş
güle güle
aklına gelen ilk üç kelime
when you open it to speak
kadife
toz
güneş
öğleden sonra 3
not if you care for me
eskitilmiş ahşaplar metaller
yeşil
serin sıcak
audrey hepburn
vazgeç
gitme
kal
saç sakalı karışmış adam
pritt
kusmak
ve ben vazgeçemem ondan üzgünümm
maviler
pembeler
mor
itici
bu gecikmişlik hissi
ve ucundan yakalama paniği
bir ferahlık
acabaların oranı
azalışı
tek
happy birthdayyy
what ever possess me came from the blue
ah
güle güle lerle başlayan
başlangıç
bir deri grup
serin
çimenler
havuz sesi
sakin
duymadıklarım
duyamadıklarım
umursamadıklarım
hayat..

6 Temmuz 2010 Salı

yeşilay

özür dilemek geldi bugün içimden.
bikaç resim böyle
öf
sonra geçti
ama içim bi yeşil böyle
sızım sızım
yeşil hastalık rengimi hımmm

bi yaş daha yaşlı

hepi börtdey

3 Temmuz 2010 Cumartesi

its cool

iki mavi boncuk
iki mavi bilye gene
damarları arasında
ton ton mavinin
tek sevdiğim mavi hayatımda
enteresandır
gitmek artık yakın mesafeleri çağrıstırırken
aklımda kalanlar hep maviler.
gerçekten sevilmemesi birşeyin
değerinden ne kaybettirir
enteresan kısmı budur belki
bilmiyorum
güneşin altında
masmavi bir havuza giriyorum
gözlerimi kapatsamda güneş gözümde
aklımda
hiçbirşey yok maviden başka şimdi
su sesi
su rengi
su kokusu
havuz sevilmezken
denize hasret metreslerle oynaşmak gibi
ama evimden de gidemem
evi olmayan birinin
en cesur lafı.
şimdi iyi herşey
rüzgar esip esip duruyor
önemli değil
saçlarım kısa
ama sürekli yönü değişiyor
bu bir problem
çünkü hiçbirşeyin bir önemi yok benim için
düşüyorum
kimseye ses etmeden
tutulmak istemiyorum çünkü
düşmek zevkli.)

30 Haziran 2010 Çarşamba

'allah belanı versin' le gezerken

düşmüş.

28 Haziran 2010 Pazartesi

10 dakika


sürekli bir itiş kakış içinde
biraz susmak gibi
kollarımı neden böyle koydum diye yana doğru bir göz atmak gibi
hah tamam o da öyle duruyo gibi
ben şimdi bunları neden düşündüm derken
geçmişin hep pembe bulutlarla kaplı olması
gibi
ama tepemizde en karalarından
kiminin bana hala bir cesaret çocuk demesi
çoğunun cahil bellemesi gibi
yürüken dal gibi hissetmek gibi
uçarken görmek rüyalarda
ama aslında merdivenlerden düşmek
8 de açılan telefonlar 3 te atılan mesajlar
aklımda gene taksimin arka sokağında bir merdivenin dibinde oturmuş bir kız
bir diğerinde içerdeki salondaki koltuk
adım yok aklımda
ve zaman biraz uçucu gibi
aynı tutmayan frenler ve
son harfi yazılmamış kelimeler gibi
zaman geliyor ben biliyorum
ellerimin uzantısı parmaklarımın ucu
bu tuşlara basmamalı artık
gözlerim bakmamalı benden öteye
ışık beni rahatsız etmemeli artık,
ve dilimden son dökülen sözler
biraz öncekiler olmalı
..
hayatı yorumlamak bana düşmezmiş gibi
herkes herşeyi bilmek zorundaymış gibi
ve hayat tekrar
bir mış gibi yapma sanatı
ve ben bacağımı kıralı çok zaman oldu
o zamanlar
kimse yoktu el veren
hala yok
ve insaın en inandığı dağlarmış eninde sonunda karlarla kaplanan
ve çığ kaçınılmazmış eğer 25 inde 40 civarındaysan
bir kişinin ölümü kaç kişiyi etkilerken küçük topluluklarda,
genişlerinde milyonların ölümü ninni gibiymiş
siyah sularmış aramızdakiler
ve senle ben hiç bir olamazmışız sırf bu sebepten asla arkamı
dönmeyeceğim en yakın arkadaşımmışsın
..
olmazlar belkilere dönüştüğü zaman
güneş söz dinlediği zaman
eller sebepli titrediğinde
ve çiçekler basılamayacak kadar güzel olduğunda tekrar
ben kirletilmemiş bir beton parçası üzerinde
kendi kanımı akıtırken
sadece aradaki deniz kabukları tuzdan başka birşeylede tanışsınlar diye
yorgunluk artık sözlük anlamı olmayan bir davranışken
ve gene bir bank beni ygane anlıyor dediği insana kendini anlatmaya çalışan bir insana şahit olduysa
ve daha beteri kişide buna şahit olduysa
zamanın durduğu anlar bir anda teke düşer
ve farklı birşey için çağırır o zaman arkadaşlar
.
hepsi birbirini tanımakl isterken
o herşeyi bilmek isterken
öbürü sadece biraz zaman derken
peki ya ben diyen küçük şımarık bir çocukla aynı odada
ve hala sorar umursamaz küçük insanlar
"neden?.."
neden sevmem cocukları
hayatım onlardan biriryle geçiyor.
zor.
hayat.

27 Haziran 2010 Pazar

zor uyandım

bazı günler
sebepsiz yere
anlamsız
garip bir boşluk
gözlerimde bir perde
mutsuz olmak yok
mutlu olmak nerde
bir nötr durum
artılarla eksileri dahi düşünememek
mal olmak
güneşin anlamsız
yağmurun anlamsızlığı
gökyüzüne bakamamak
göz kamaşması
kesinlikle mutsuzluk değil
belki rahatlama
yada rahatsızlık
papatyalara ezilmesinler diye basmamak
böceklere yol vermek gibi
ama miğdemde bir boşluk var
sopa sopa

23 Haziran 2010 Çarşamba

circus

"Love is like a sin, my love
For the one that feels it the most
Look at her with her smile like a flame
She will love you like a fly will never love you, again"

22 Haziran 2010 Salı

bodrum

aklımda farklı birşeyler var
yeni birşeyler
daha az sıkı
birşeyleri bırakmak
serin çok kalabalık olmayan bir sokak
arka sokağına bırakılan bir araba
güzel bir elbise
topuklular
minik bir çanta
ihtiyaçlara cevap vermeyeninden
üste başa aldırmadan mekanın arka sokağında bir scooter ın
üzerinde oturup içilen
2..3..5..
sonra mekana gidiş
ama daha hava aydınlık
klimanın verdiği ekstra serinlik
biraz dans
biraz daha
sonra dışarıda biraz
muhabbet
en sevdiğim parça çalıyor!!!
içeri
tekrar dans
serin
elbiseye dökülen az içki
bozulmayan keyif
kahkahalar
arkadaşlar
kıskanç bakışlar
doğruluğun öneminin azalışı
kime göre neye göreler
sokakta dansla karışık dönüş yolu
illaki dondurma krizi
sendelemek
güzel bir baş dönmesi
arabada uyuklamak
eve giderken
ayakkabıları çıkarmak
uyku..
özledim.

21 Haziran 2010 Pazartesi

pöf


birlikte olmanın verdiği haz
yanyana olmanın verdiği dayanılmaz sıkıntıyla
yer değiştirdiğinde
insan klişe sözlere döner..

"aşkla nefret arasında çok ince bir çizgi varmış
insan bu yüzden geçip geçmediğinden hiç emin olamazmış"

17 Haziran 2010 Perşembe

kara göründü

özlenen bir yolcu gibiiii
dağılan bulutlar gibiii
çok üşürken ateş gibiii
kavrulurken vaha gibi.))

eskilerden koptu geldi gene itunes saolsun
sevindim
ben evdeyim gerçi parçanın aksine
tanrının gökteki eviyle bi alakam yok
barda içmekten yıkılmaksa
evet o bir vaha oldu
hani sonrası olmasa
ertesi gün ağızda bıraktıgı iğrenç tat
yada baş ağrıları
tamam amma
iştee
sıcaklarda alkol hiç çekilmeyor mary

o yüzden ılık yeşil çayımdan son yudumumu alıpp
müziğin sesini biraz daha açıyorumm

günaydın istanbul.

yüksek sadakat-kara göründü
bedük-hot bitch
robots in disguise-turn it up
astor piazzolla-escualo

16 Haziran 2010 Çarşamba

adımı yüzüme söylersin

"gözlerinden sızan karanlıklar
umrumda değil
ne şimdi ne sonra ne boşluklar
umrumda değil
düşerken son bir kez yalana
benimsin benim
yalansan yalanı severim
elimde değil.."

gün biraz gülmekti
soranlara
aklıma birşey geldi demekti
farklılığı görmekti
itirazlardı
elde değildi ama
gün soluktu
sıcaktı
boyunda bir kaşıntıydı
güzel anılar aramaktı
sıcakta serin dondurma topları gibi
onları beynin üstünde eritmekti
serinliği yutmak
elin kolun kırılmasıydı gün
tüylerin ardarda diken diken olmasıydı
o batma hissi
ve verdiği hazdı
gene aklın labirentlerinde komik birşeylerdi
kıkır kıkır
neye gülüyorsun?
aklıma birşey geldi..
bilmedikleri şeylere
gülünmesini sevmemeleriydi insanların gün
gün sıkıcıydı
şaşırtıcıydı tam sıkılırken
biraz özlemdi
azıcık bulanıktı
uzun süredir giyilmeyen bir elbise
tamamlayan çanta ve ayakkabılardı gün
beğeni bakışları iltifatlar
alışılmışın nasıl uzaklaşılmış olduğunun farkedilmesine sebepti hatta
biraz soluktu
küçüktü
ama tıklım tıklım doluydu
tam üçbuçuk saatti
yorucuydu
yorgunluk genede çok ender böyle mutlusu bulunurdu
minnet ti belkide bu sebeple
az şikayet
az çirkeflikti

7 Haziran 2010 Pazartesi

deve

insanın gerizekalı olduğunu anladığı
eğer çok gerizekalı değilse
bir kaç an vardır hayatında
yok çok gerizekalıysa
bu anların sayısı artar tabii
mesela
inanmak
çoğu kültürde gerizekalılık olarakda görülür

aslında saçmalık ya tamam
bi insan bişeye sorgulamadan inanıyosa gerizekalıdır
durum bundan ibaret
bu yüzden inanç savaşları çıkar
bu yüzden evler barklar dağılır
inanmak böyle bişeydir
inananda gerizekalıdır
ama gerizekalının kelime anlamına gelirsek eğer durum boyut değiştirir tabii
büyüklerimizin aklı evvel diyede tabir ettiği
bu kişilerin böyle olmasına sebep bazen belki
sert bi düşüştür
daha gelişimlerini tamamlamadıkları bebeklik evresinde
bazen genetikdir
ki bu durumda aile de muhtemelen gerizekalı birileri vardır
aklı evvel yada
bazende
tam olarak zekasıyla problem olmamasıyla birlikte
kişi gerizekalı semptomları gösterir
bunun sebepleri çeşitlidir kimileri aşk der kimileri
kimilerini kovalıyım ya
koku gibi bişey
ten gibi
alışmak değil ama
çünkü zaman kısıtlamasına aklınız sırrınız ermez
bi bakış gibi mesela
inanmak genelde bakışla gelir
öyle boktan bişey
çok da anlamlı değil
pek de gerekli değil
egoları geçemez
adı aşk değil
idin boyut değiştirilmiş halinin orospu çocuklarıyız hepimiz ve sen bu yazı
seni lanetledim ben yayınlanamazsın çünkü başklarının idleri bayram yapar
ve benim idim izin veremez buna.

böyle bişey işte.
kısıtlı kelimeyle anlatı(lamayan)lan bir hendek.


ezelden gelen edit :
idimi öpiyim "yayınnnnn"

6 Haziran 2010 Pazar

kesmeşeker

yaptığım her şey bir şey için ama
o bir şey hiçbir şeyi değiştirmiyor.

kedi

güvenirsen kuyruğuna kız kaçıran bağlar
kaçamazsan yanarsın
yanarsan ölürsün

18 Mayıs 2010 Salı

insanlar

İnsanlar
Böyle yemek yemek gibi
Yazı yazmak gibi
El ele tutuşmak var mesela
Ellerin hayattaki yeri önemi ile ilgili kitap yazabilecek insanlar
Aynıları var sevgiyi bildim sanan ama
Bilemez kimse ki
İnsanın sevgisi bir başkasının sevgisine uyar mı?
Bile bile işler yapmak insan doğasında mı sadece
Yoksa
Her hayvanda var mı
Kuzular ardarda bile bile mi atlarlar
Keçiler koyunlardan akıllı mı
İnsanların dönüp dolaşıp geldiği yer
Koyunluk mu
mesela
Bazen bazı şeyler can yakmak için mi söylenir
Yoksa fark edilmeden söylenenler can mı yakar
Yada geç fark edilirse bu bazen önemsenmez mi
Bir şeyleri sindirmenin yolları herkese göre değişir mi
Bir şeylerin üstüne yatılsa acısı daha çabuk diner mi
Yoksa kalır mı
Yoktan var mı olur
Büyür de adam mı olur
Büyüyünce neden kadın olunmaz
Bunu sormak neden hep feministliktir.
Sevginin paket programında üzüntü şartmı
Sabah azıcık yaklaşınca martıların çığlık atması gibi
Kaç çocuk martıların sesini
Çirkin kahkahalara benzetir
Kaç kadın dayak yiyip susar
Kaç insan dayağı sadece fiziksel bilir
Yada mesela
Burnu büyüklük mü bu bedene sıkışmışken bu bedenden başkasını önemseyememek gerçekten
Ve söyle bana kaç kişi inanır buna
Hayat denilen iki ucu olan doğrusal düzlem deki zaman dilimi
Gerçekten zor mu
Yoksa birinin dediği gibi hayat çok kolay olsa
İyi olan şeylerin bir anlamı kalmaz mı
Geceler ne zaman güzel olur
1ken mi
2ken mi
Kitlelerle mi
Sessizce uyuyabilir mi 100 kişi
ve yan odada çıt etsek kaçı uyanır
cansız objelere uykusuzluğun sebebini yüklemek haksızlık mı
uyutmayan şey sadece canlı kansız beynimiz mi
içini senden iyi bilen birine içini anlatamamak içini acıtır mı
içini bilen biri içinin son durumunu gözünden anlar mı
kör olsak ne olur
pencereler kapanır mı
o zaman ruhumuza ne açılır
iki kişi birbirini bir daha göremezse
gerçekler yok mu olur gözlerle birlikte
bir şeyleri beklemek mi delirtir insanı
beklememek mi
sonuca giden yolun ikisini de denemek olduğunu sanan kişinin
ikisini de denedikten sonra sonuca varamadığını görmesi midir
yoksa delirten.
Cümlelerin bazen çok uzadığını hatta
İçinde onları okurken kaybolduğunu başını unuttuğunu söyleyen birine
Bir yarım gülümsemeden başka ne verilir
Bazen kişi bile unutur mu
Bu durumda yazanın aklının ne kadar boktan bir durumda olduğunu
..
Hak çok mu göreceli bir kavramdır
Yoksa o da iyi kötü
Güzel çirkin
Doğru yanlış gibi
Değişir mi kişiden kişiye
Haksızlığın karşıtımıdır hak
Ve elde edilmesi bir altın çek gibimidir acaba
Onu alan dünyalara mı sahip olur
Olmazsa da neden ona bunu veren hep dünyaları bahşettiğini sanır.
Kişi neden hep en haklı olduğu anlarda en mutsuzdur
Hak bu kadar mükemmel bir şeyse
Neden binde birdir güldürme şansı
Sürprizler hep güzel midir yada
Bazen acılığı sonradan gelen yemekler gibi midirler yada
Tuvalette mi çıkar acıları
Ve hayatın sifonu bozuk mudur acaba
Bütün bir ömür bok mu kokar insan sürprizlere inanırsa
Yada dedik mi bunu
Düşünmek delirtir mi insanı
Uyutmadığı kesin
Düşünmemek için gözlerini kapatınca insan
Rüya mı olur düşünceler
Rüyalardan saklanmak imkansız mıdır mesela
Göz kapağının ötesinde bir duvar yokken insanın kendi kendine zihninde
Yok olmuş göz kapaklarıyla güneşe karşı
Araba kullanmak gibi bir şey midir rüyalar
İnsan kendini ne dozda ve sıklıkta kandırabilir
Ve bunun tehlikesini kaç yaşında fark eder
Ortalama insan ömrü herkesten farklı olan insan için değişiyorsa
Herkesin birbirinden farklı olduğu gerçeği ortalamaları
Baltalar mı?
Rüyaların düşünceler olduğunu anlamamız ortalama
Kaç yaşında olur
Olduğunda ilk regl gibi şaşkınlık mı verir
Hüzünlü müdür
Bir insanın öleceğini ilk fark ettiği gün gibi
ve insan bir daha çocuk olamaz değil mi
ölümle tanışınca
..
Tecrübeler dizlerdeki küçük kabuklarla mı bakidir
Baki olan yara izleri midir
Çocukluğu bir kutu pişmaniyeyle geri alıp
Birkaç tatlı sözle silmek mümkün müdür
Mümkün olmadığını ortalama insan ne kadar sürede
Anlar.
Mutluluğun detaylarda gizli olduğu yalanı
Yalanların en büyüğü müdür
Yoksa o kişinin bir gün kendini
Hatta üstüne üstlük
Kendinden başka bir eti sevebileceği midir
Bir şeyleri düşünmek mi kötü
Düşünmeden üstüne yatabilmek elde mi
Yoksa o mu onu büyütüp düşünce eden
Ve bu ne kadar bir şey
Katmazda götürür mü yoksa hep.
Götürdüklerini bir gün geri getirir mi
Yoksa seslerimizin bizi uzay boşluğunda sonsuza kadar beklediği de mi yalan
Bir dik yokuştan aşağı inerken düşmek mi hatıra
Yada hatırlayamadıklarımı aslında beynin unutmak istemedikleri
Ki o yüzden mi o kadar derine koyar biz çıkarıp eskitemeyelim
Yada silemeyelim diye
Bu yüzden midir yoksa içkinin uyuşturucunun keşfi
Ve hipnoz böyle sıkıntılı bir gecede iki insan evladının ürünü mü
En değerli bilgilere ulaşmak için
Ve hep kedidir kedi mi gelen ses
O zaman daha mı zor hayat
Bin ses daha duymak duyduğundan
Ve durduramamak bunu
Elinden alır mı tüm mahremiyeti
Bir şeyler filizleniyorsa aklında bunun asıl sebebi bir şeylerin bitmesi midir
Perdeler mi iner insanın gözüne
Hayatında kaç kere iniyordur ortalama eğer bu böyleyse
Ve kişi hep sadece kendini mi kandırır aslında
Ve kendini ne kadar iyi kandırırsa o kadar iyi mi not alır
Kader hocalarının notu kıt mıdır
Öğrenci straight A öğrencisi midir
Öyleyse bile bu her ülkede önemli midir
Bazı işler için akademik kariyer işlevsiz midir?
Yorgunluk kaç perdelik bir oyundur
Güven bir kere giderse geri gelmeye cesaret edebilir mi
Yoksa zaten başta hiç olmaz mı
Olması mı anlamlıdır
Olmaması mı
Yada bu da görecelimidir bir zilyon insana göre
Ve kaşlar mıdır bir topluma yön veren
Önemli olan hitap etmek midir
Susarak anlaşmak neye yarar
Neden insan kendi kendine kalınca
Sadece olumsuz yanlar üste çıkar
O zaman bununla savaşmak için bir eş var mıdır
Tanrı varsa eğer gerçekten dev bir götlük yapıp
Bizi ikiye bölmüş müdür kıskançlığından
Ve zilyon u da lanet midir
Bulmanın imkanı yok mudur.
Teselliler çok mudur..
Doğru olanı bu mudur..

Bilmem

Sen söyle madem…
(02.12/18.05.10)