30 Mayıs 2009 Cumartesi

nice

"birinin önce sizi çok sevip sonra hiçbirşey hissetmiyor hale gelmesi
beni hep hayrete düşürmüştür
bu durumda çok canım yanar
birinin beni terkedeceğini hissedersem
herşeyden önce davranırım
ve önce ben gidip ondan ayrılırım
işte bir tane daha
harcanmış bir aşk hikayesi daha
bu kez gerçekten çok sevmiştim oysa
birgün bir yerde karşılaşıp birbirimize yeni sevgililerimizi
tanıstıracağız
aramızda hiçbirşey olmamış gibi davranacağız
sonra birbirimizi daha az düşüneceğiz
daha az
ta ki
birbirimizi unutana dek
nerdeyse..
benim hikayem hep aynı..
...
hayatta bir an gelir ve bir ayrılık daha kaldıramayacağınızı hissedersiniz
ve o kişi çoğu zaman sinirinizi bozsada
zamanınızın yüzde 60 ında kızdırsada
onsuz yaşayamıyacağınızı anlarsınız
ve o kişi her sabah yüzünüze hapşırarak sizi uyandırsada
evet
onun hapşrklarını
başka herhangi birnin öpücüklerinden
daha çok sevebilirsiniz
.."
marion-2days in paris

28 Mayıs 2009 Perşembe

istisnalar kaideyi bozmaz


ondan dinliorm

"heyecanını kaybetmişsin
yok inancını kaybetmişsin
doya doya sarmamışım
bize çok günah etmişsin"

yaptım anasını satim
gene olsa gene yaparım
daha iyisini daha beterini yaparım
böleyim ben yaa
aaaa

ilah-i



ben senin için birşeyleri değiştireceğim
yavaş yavaş
usul usul
kötü şeyler daha iyi gözükecek gözüne
iyiler daha da iyi
çirkinler güzel
güzelleri dünya güzeli
bir süre bakma sen genede değiştirdiklerime
sen aslını bildiğin için
alışamayacaksın
yalan demek gelicek içinden
rol demek gelicek
ben karşına dikilip
kime göre
neye göre diyeceğim sana
bana cevap vericek gücü bulamayacaksın kendinde
çünkü
o yönünüde değiştirdim ben..
o yüzden
bir süre bakma sen yaptıklarıma
bırak yıllar geçsin
tamam aylar yada..
unut yeter..
sonra sende herkes gibi olacaksın
garipsemeyeceksin değişiklikleri
onlar sanki hep öyleymiş gibi gelicek sanada
sende gitmiş olacaksın
geriye bir ben kalacağım
hepinizin ilk halini bilen
ama problem değil
unutkan bir insanım bende..

25 Mayıs 2009 Pazartesi

umudum var

bigün sedefli ojeleri gerçek anlamda seveceğimden
deniz kestanesi yiyebileceğimden
dolgu topuk giyebileceğimden
avazım çıktıgı kadar bağıracağımdan
birine okkalı bir tokat atacağımdan
gerçek anlamda beyni olan bir erkekler karşılaşacağımdan
aynınsın kızıyla arkadas olacağımdan
15 metreden tekrar suya atlıycak cesareti bulacağımdan
çocuk yapacağımdan
çocuk bakacağımdan
deli incir yiyeceğimden
latin dans müziklerinden zevk alabileceğimden
şiddeti sevenleri anlayabileceğimden
maganda dövebileceğimden
umursamaz olabileceğimden
ağlamadan üzülebileceğimden
sesim kısılana kdr konusabileceğimden
saat takma bağımlısı olabileceğimden
belki demeyeceğimden
hissettiğimi söylemekten çekineceğimden
sevilen kadın tipi olabileceğimden
sevilmenin umrumda olabileceğinden
gidip dönebileceğimden
gidip kalabileceğimden
gitmeyip gel diyebileceğimden
gitme kal diyebileceğimden
özür dileyebileceğimden
samimi olabileceğimden
affedebileceğimden
aksilikleri çözmeye çalışmadan durabileceğimden
susabileceğimden
gözlerimi kapatabileceğimden
gözlerimi açabileceğimden
herşeyimden vazgeçip dönüp gidebileceğimden
keşke diyebileceğimden
pişman olabileceğimden
pişman etmeyeceğimden
izleyip gidebileceğimden
bazı yüzlere tekrar bakabileceğimden
iğrenmeyeceğimden
(tekrar)affedebileceğimden
sildiğim yerlere isimleri asla tekrar yazmayacağımdan
durup dönüp bakmayacağımdan
greyfurt u seveceğimden
tarçın yiyebileceğimden
meraksız olabileceğimden
köpek ten korka bilme ihtimalime inanmaktan
felixi unutabileceğimden
bunu benden bekleyen insanlardan nefret etmeyeceğimden
sinirlendiğimde gözlerimin dolmayacağından
kibarlık edip mal a malsın demeden duramayacağımdan
bensiz hiçbişey yapamayacağımdan.

anonim

güçlü kadinlar güçlü olunmasi gerektigini küçük yastan ögrenmis kadinlardir.
evde bir tamirat isi oldugunda aval aval bakmak yerine tamirati yapmayi seçenlerdir. teknolojik bir aletle ilgili bir sorun oldugunda sorundan anlarlar.
islerini kendi kendilerine hallederler. hayatlarini idam ettirmek için bir erkegin varliginin sart olmadigini bilirler.
evde erkek yoksunlugu karsi konulamaz bir aciziyet halini beraberinde getirmez. evlerinin hesabini kitabini tutarlar, faturalarini kendileri yatirirlar. özgürlüklerinin bir adam tarafindan kisitlanmasina da katiyen izin vermezler. özgürlügün paha biçilmezliginin, öneminin farkindalardir çünkü.. baslari dik, kendinden emin, oldukça güçlü...

bir sikintilari oldugunda genellikle eslerinin ya da sevgililerinin haberi bile olmaz bunlardan. kendi sorunlarini kendi baslarina çözmeyi severler, kendi sorunlarini digerlerinin sirtina yüklemekten haz etmezler...elbet düsünüldügünü, sana yardimci olunmak istendigini bilmek güzel seydir; ama güçlü kadinlar sorunlarini ötekilere yüklemeyi zayiflik olarak görürler, bunu engellerler. hele kendilerine acinmasina hiç gelemezler. sonra bir bakarlar ki sorunlarini paylasmamanin, her zaman dimdik ayakta durabilir imaji çizmenin sonucunda kimse onlara acimaz. onlara yüklenilmekten, onlari bir baslarina birakmaktan, onlarin canini acitmaktan kaçinilmaz. ne de olsa onlar güçlülerdir! baslarinin çaresine bakarlar... es kaza problemlerini paylasmaya kalksalar bu sefer de adlari sorunlu kadina çikar. temizle bu damgayi temizleyebilirsen. bu ihtimali yasatmak istemezler. sorunlarini kendilerine saklarlar. terk eden adam da bilir onlarin ne kadar güçlü oldugunu, kendine muhtaç olmadigini, onsuz da yapabilecegini, kadinin içindeki firtinalardan habersiz! terk eder...

bir gün terk eden bu adamin kendisine muhtaç bir kadinla beraber oldugunu ögrenirler. erkegi olmadan yasayamayacagini gösterip duran kadinlardan.. adamin her sözüne gülen, kafa yordurmayan, yorumlatmayan, düsündürtmeyen, evine her zaman birakilmak zorunda olan, kirilganligini her firsatta ortaya koyan, korunmasi sart! erkekler nedense çok severler böyle kadinlari.korunmaya muhtaçlik, kirilganlik onlara esasli bir kadin olmanin ön sarti gibi görünür. fatura yatirmaktan anlamaz; pazar torbalarini o incecik kollari tasiyamaz; afrasiyla, tafrasiyla, kiskançlik krizleriyle kadin gibidir iste. bu kadinlar asla terk edilmezler. bu kadinlarin erkegine muhtaç oldugu su götürmez bir gerçektir, terk edilebilir mi hiç?

güçlü kadinlar bu duruma bakakalirlar. hani ben de seni çok seviyorum, ben de sen yokken kendimi eksik hissediyorum, o pazar torbalarini tasirken kollarim aciyor, ben de kirilganim demeye kalksalar sesleri kisilir. boyumu asan problemlerim var demeye yeltenseler olmaz. güçsüzlüklerini, terk edildikleri adama onsuz çaresiz olmalarindan ziyade kendi kendilerine yetebilmelerine ragmen illa onunla kendilerini daha anlamli bulduklarini anlatmak isteseler beceremezler. bu kadinlar terk edilmeyi yediremezler. zayifliklarini sergilemeye kalksalar iç dünyalarinda erken yasta büyüttükleri koca kadin alarm verir: bu sen degilsin. kendini topla. ayakta dimdik dur.
güçlü kadinlar zayif kadini da barindiran kisiliklerini uzun süre göstermeye dayanamazlar. birilerinin onlara acima ihtimalini kaldiramazlar. onu terk eden adama seni seviyorum bile diyemezler, en iyi seni çoktan unuttum demeyi bilirler. güçlü kadinlar kendilerine önceden çizilmis yolda, kendilerine yalan söyleye söyleye, yalniz gece bir basinayken aglamaya izin vererek ilerlerler.

diger kadinlarsa katiyen yipranmaz, çökmez. isin ilginci hep daha degerli olanlar da bu 'kadin gibi' kadinlardir.
erkegini en çok onlar severler ya..

23 Mayıs 2009 Cumartesi

coraline




dün aksam gene bir sinema günümüzde
ilk önce star trek le baslayan karar yolculugumuz
angels and demons un yanından sıyrılıp benim ısrarlarım doğrultusunda
3D de gösterimde olan coraline e kaydı.
çok değil sanırım 3 gün kadar önce
televizyonda kısa bir fragmanını görene kadar
haberdar bile değildim the nightmare before christmas ın yönetmeni olan henry selick in yeni bir film yaptıgından
t.n.b.c nin büyük hayranlarından biri
ve onların christmas parçalarına eşlik ederek büyümüş bir kızcağız olarak
sbist i kolundan sürüye sürüye filmimize girdik



3d gözlükleriyle bir süre dalga geçtikten sonra film başladı
ve başından sonuna kdr sanırım son zamanlarda gerçekten gülerek
eğlenerek
izlediğim filmler arasına oturuverdi.

karakterler ve mekanlar the nightmare before christmas la yakın olmasına rağmen renkler daha açık(genede karanlık bir film tabii)
ve sanırım geçen yılların ve gelişen teknolojinin yardımıyla
görüntü biraz daha kaliteli hale gelmiş ama
genede ana çekim tekniği gene kuklalar ve gerçek setler oldugu için(corpse bride dada tim burton bu iki teknolojiyi birleştirmişti gayetde güzel olmuştu)

stop motion ın hafif duraklamalarını seziyor insan
ama 2 nci dakikadan itibaren göz direk alışıyor
CKM nin 3D filmi arasız vermesine hayran kaldım
böylece filmin büyüsünden çıkmadan devam edebiliyorsunuz.
3D nin verdiği derinlik hissinin açıkcası abartılmış oldugunu düşünüyordum
ama filmde anladım ki
hayır.)
gözümüze gözümüze giren mekanik eller
sinek kuşları
bana gerçekten
başarılı 3 boyut diye birşey olabileceğini kanıtladı
bunun dışında mekanlar
karakterler gene senarist ve yönetmenimizin hayal gücünün en ilginç ve karanlık ve detaylı yerlerinden kopmuş gelmiş
filmin içinde omayı istememek elde değil:)
(ilk beterböceği izlediğimde hissettiğim duygularım ayaklandı.))


neyse efendim
konuya gelirsek
hepimiz küçükken birşeylerin daha iyi olmasını isteriz
senaryo da tam bu noktada kamerayı küçük bir kıza veriyor ve onun gözünden ailesini çevresini tekrar resmetmesini istiyor ve çokd a başarılı
bazı yerlerde kendimi bir bilgisayar oyununun içinde gibi hissettim
sanırım bu oyunlar yarışmalar durumuyla alakalı
ama konunun girişi gelişmesi
sonucu
bir animasyon için gayet doyurucu
izleyici sonunda istediğini alıyor
ve salonda sadece gülümseyen yüzler ayrılıyor.))
filmden çıktıgımızda dostum sbist le karar verdik ki
böyle bir aksamda böyle bir filme gitmek
diğer tercihler içinden en iyisi
hem hafif
hem memnun edici
tam bir yatmadan önce dinlenilen öykü kıvamında
oh mis.))






(filmle ilgili tek aklıma takılan
o kedi niye o kadar çirkindi.))

20 Mayıs 2009 Çarşamba

oje

sırf sen mürekkep kelimesini cümle içinde kullandın diye
psikolojik testler uyguluyorum üstümde
bana kırmızımı daha çok yakısır
siyah mı
yeşilin konumuzla bir alakası var mı?
biri dün öğlen "ben seni çok özledim" dedi
cevabında ona yalan söylemiş olmam birşey farkedermiydi?
havanın bu kadar güneşli durup
şiddetle esmesi birşeylere işaretmi
karın boşlugumun sanki bütün organlarım yer değiştiriyomuşçasına ağrımasına
doktorlar hiç maruz kaldımı
beklenen tepkiler lafının üstüne oturmalarını rica ettiğimde verecekleri cevap ne olacak?
soru sormanın bir adabı var mı?
yok sa soruların içeriğiyle doğrudan ilintilimi gerçekten?
dünyanın en güzel kedisi bana mı sahip
yoksa ben mi onu idolleştirdim gözümde azıcık?

bugünlerde içimde benden farklı biri var istemediğim şeyler yaptırıyor bana diye söyleniyorum kendi kendime
ama içimde filizlenen korkunç bir olasılık var
acaba ev sahibi geldi de
yeter debelendiğin benim sıram artık mı diyor?
shit!
acıklı bir avrupa gerçekçi sineması kalıntısı değilde tamamen bana özgün bir şekilde titrek değirmenlerin önündeki bir kahraman gibi durup
"sizsiz gayet iyiyim!" demek istiyorum
sağ el yumruk havada:)
eski maillerime baktım dün
sildim çoğunu
mektuplarımda vardı eskiden
o kadar erkeğimki bu konularda.))
hepsi gitti
kelimelerin anlamları abartılıyor
eşyalara verilen önem gibi
dün yeşillikler arasından firar eden bir salyangozla karşılaştık
aldım ezilip yokolmasın dışarda biyere koyayım diye
ilk defa tenimin kızarıp şişmesine sebep olan bir salyangozla tanıştık.)
sinirliydi sanırım
çok uzatmadan koydum balkona
baksın başının çaresine
onların hayatıda zor
istemezdim her an param parça olma ihtimali olan bir eve yapışıp kalmak
o kadar yük
sorumluluk
ne yaparsan yap hepsi sırtında
biryerde evimi düşürsem benim için çok farkedermiydi?
vicdan azabı ilerlememe engel miydi?
saçlarımın uzun halimi kısa halimi daha iyiydi?
yada bunların herhangi bir boyutta benden başka birine herhangi bir anlamı varmıydı?
insanların ruhları değil
itinayla susturdukları bilinçleri olduguna inanıyorum
susturdukları
gerekirse kafasına kafasına vurdukları
ben kendiminkini bir beyin travma sında öldürmüş bile olabilirm
güçlü kızım vesselam
"konusma hulen!".))
lapazz lı günlerimin
lapazz sız günlerimden bir farkı varmı?
yoksa benim bir ömür yapmam gereken tek şey resimmiydi?
hmm..
ne diyodum
saçlar..

dert ben

o kadar büyüktüki eve girdiğinde
neredeyse taşıyamıyordu başını
salondakilere kibarca selam durdu..
selamlar..
hızla oda..
başımın yoğunluğunda
aklımın hızına erişmeye çalıştım
hem saygısızca yaşlı dedi bana ben
hem saygıyla eğildi yaşımın önünde
ben bugün çok yorgundum
soğuktum
eklemlerim keçeleşmişti
yeni bir gün diledim
yeni bir ses
uyku dedi sen bir gel
gidince onada anlatıcam derdimi...

18 Mayıs 2009 Pazartesi

old

20.07.08
bugn uyandım
basımda davullar çalmıyodu
fillerin seks hayatıda kafamı pek sarsmıyodu
dün geceyi düşündüm
eksik parça yok
her söz
her bakıs her gaf her espri aklımda
içilen her duble
dinlenen(neredeyse) her parça
şaşırdım
ağzım içki bile kokmuyodu
kalktım
babama ayıp olmasın diye erkenden..
arkadasımı uyandırmadım
dişlerimi fırçaladım beynim yerindemi diye kontrol ettim
malum bu kdr süre zonklamaması anormal
sonra kahvaltıyı hazırladım
güneş odamın göbek deliğine kadar geliyodu
ama ben mutfak camından gökyüzüne bakarken gene kasvet buldum
arkadasım günaydın dedi
tamam dedim.)
kahvaltı ettik
sohbet mohbet
yüzeyselliğimi zorladıgımı farketmem daha kaç yılımı günümü olmadı olmadı anımı alıcak?
özlediklerimin geri gelmeyeceğini gelemeyeceğini anlamam hep anlık aydınlanmalarla olup sonra gene geçicekmi
çok düşünüyorum dedim bile bile bunun hayatımda ki 3 dönemdemden 2ncisiyle 3 üncüsünün arasındaki bosluk oldugunu..
diğer nöbete çok olmasını umdum
hayatın kısalıgını ölçmeye çalıştım
evden çıkarken gene sanki sonkez görüyomusum gibi vedalaştım babamla
meraklı oldugumu biliyorum
sadece şimdiye kadar olmayan kimseyle tanısmadım
sadece ya çok sabırlılar yada çok tembeller var..
meraksızlık değil bu..
her insanın mutlaka bir fiziksel olarak baska "bir"inin çok beğeneceği noktası
bir başka "bir"inin çok beğeneceği huyu(iç güzellik vıyvıyı)
vardır..
hep böyle düşündüm
her insan "bir"inin göz bebeğidir
bu "bir" lerin kim oldugu hep değişir kişiden kişiye
çok az zaman sevgili eş dir hatta
her insanın bir de kötü bi yanı vardır
bütün hayatı boyunca mutlaka "bir" insanın canını çok ama çok yakar..
bilir bilmez..
bana göre her insan istisnasız bu üç özellikle doğar..
bunun sonucunda ömürleri boyunca sadece birine taparcasına değer verip gözbebeği yaparlar onu..
anlattım bu fikirler silsilemi
çünkü bugn merak ettim bnm bir ime vurulmuş birini
birimsiz yapamayan birini
gördümmü yada tanıstımmı yada tanısıcammı
birinin canını çok ama çok yaktımmı
beni bu yüzden hiç unutmamasını sağlıyacakcasına..
sonra gene çok düşündüğümü düşündüm
kendim kadar düşünen bir en yakın arkadasım olduguna sevindim
realistliğimi sevdim gördüm ki o da realist
ve siyah ve beyaz kadar keskin olmamdan gocunmadım..
içimdeki çocugu öldürmüşüm diyemedim çünkü varlıgından emin oldugum bir zaman belirleyememiştim
sinemadan çıktıgımızda gökyüzü bulutlarla dolu kapkaraydı
adımımızı kaldırıma atar atmaz deli gibi bir kurbağa yağmuru basladı
saçlarıma takılan kurbağaları temizlerken arkadasım şemsiyesini çıkarttı ve ilk köşeden bir sandal çevirip eve kadar kürek çektik..
ve işte burdayım..
içimde benden başka bir ben var sanki, bana istemediğim şeyler yaptırıyor.

17 Mayıs 2009 Pazar

I worked


felix

parça gözlerini doldurdu
ellerine baktı
yeşildi
gözlerinin neden doldugunu düşündü?
mutsuz muydu
mutlu muydu
sebepsiz ağlamak bir sorun muydu
ağlamıyorum ben..
bunları düşünürken kedi kalktı geldi
yağ gibi kayarak kucağına oturdu
o kucak onun için yapılmıştı
kıvrımları gelişi dokunuşu
oturuşu
herşey onun için tasarlanmıştı
bir kız o kedi kucağında otursun diye tasarlanmıştı
işte o kadar keskin ve kolay oldu herşey
şaşırdı
kafasını eğip baktı
elini kedinin gıdısına götürdü kedi kafasını avucuna koydu gözlerini gözlerine dikti..
kız "aşksın sen" dedi
göz yaşı kürke düştü
kürk seğirdi
ama kedi kalkmadı
gözlerini yavaşça kapadı
kızın sesi titredi
"aşksın sen..
koşulsuz aşksın.."
kedi uyudu..

12 Mayıs 2009 Salı

stage is my home

bütüün bağlantıları kestim..sen artık bildiğin fişi çekilmiş bodruma atılmış,muhtemel 2 güne bir daha dönmemek üzere unutulacak bir radyodan farksızsın..

11 Mayıs 2009 Pazartesi

dedi ki

sen aşkın ne demek oldugunu bilemezsin
çünkü sevginin bile hiçbir şeklinden haberin yok
sevgi senin sandıgın gibi sadece kendini feda etmekten oluşmuyor
sevgi koşul yada sebep beklemiyor
sevgi senin sandıgın gibi
yorulunca koşmayan
sıkılınca dönüp gidebilen birşeyde değil
sen aşkın ne demek oldugunu bilemezsin
çünkü önceden aşık olmamışsın
yüzündeki yorgunluk sadece yıpranmanın aldatmacası
gözlerinde sevmiş olmanın aşk ın yorgunlugu doymuşlugu yok
sevgi senin sandığın gibi insanın sadece kendinden ödünler verdiği bir yarış değil
sevgi itiraz yada iftira etmiyor
sevgi senin sandıgından çok uzak
sende aşkın ne demek oldugunu bilmekten çok uzaksın
çünkü kendini hiçbirzaman sevgi ihtimaline dahi açmamışsın
kendini en bıraktım sandıgın anlarda bile
cevizin en çetini kadar kapalıymışsın
kulagını hep tıkamışsın kapındaki tıkırtılara
yüzünde sadece mutsuzluk kırışıklıkları var
çünkü başkalarının sevinçlerine gülmüşsün hep..
ve başkalarının sevinçleri insanın yüzüne yerleşmez.
senin aşk kelimesini cümle içinde kullanmaktan öteye geçme şansın yok..
olmamış hiç
sen yaratmadıkçada olmayacak
çünkü aşk la sevgiyi bağımsız düşünmek diye birşey yok
ve bir insan buna kendini inandırdıysa gerçekten umutsuz demektir
umutsa sadece sen kendini bıraktıgında olacak
aşk ın a sını dahi bilemezsin sen
bilmemişsin
çünkü sevgiyle başlar herşey
yada tam tersi
ama sen hep ertelemişsin kendini
senin içinde bilmeye dair bir istek yok
öğrenip de hüsrana uğramaktan korkup en güzelinden sakınmışsın kendini
hep tamda parmaklarının ucundayken birşeyler dönüp gitmişsin
kolayını seçmişsin
dedim ya sen aşkın ne demek oldugunu bilemezsin
sevgiden bile haberin yok çünkü
hep benzerleriyle oyalanmışsın
başkalarının aşklarından beslenmek değildir sevgi
önce kendini sevmektir
kendini tanıma
hemde herşeyden iyi
kendine inanmak
inanmıyorsan
kendini inanabileceğin bir şekle sokmak
ama illa da uğraşmak..
sen hiç ölmem sanmışsın hep
hep yaşarım..
kalp kırmak ne demek bilemezsin
çünkü
hiç dönüp bakmamışsın giderken
hep bir gün dönücem ve herşeyi düzelticem demişsin
ama sende biliyorsun içinden
geri gelemeyeceğini
dönsende aynı sahneye giremeyeceğini
girsende kırdığın yıktıgın geçtiğin
o çin porselenlerini
elindeki
yapıştırıcının kesinlikle tamir edemeyeceğini..
biliyorsun da
bildiğinden değil dönmek
ardına bile bakamıyorsun işte..
ondan bana sevgiden aşk tan dem vurma..
senin annen olmaya bile korkarım ben
ve biliyorum
kendini sevmeyen bir insandan
kimseye değil sevgi
yalandan bir gözyaşı bile çıkmaz..

rock n roll queen-the nicoles

geçen gün bir arkadaşım
alakasız uzak biri
bir parça yolladı
parça bana seni hatırlatıyor ithamıyla
dinledim
hmm saol dedim:)
dinliorm şimdi arada
keyiflendiriyor
evet
bende böyle bişeysem
ne mutlu bana
nede olsa yanımda zamanın nasıl geçtiğini anlamayanlar var.)

8 Mayıs 2009 Cuma

kim

Kaybetmeyi öğreneceksin demiştin
Eğer istiyorsan sevmeyi
Çünkü sevmek demiştin
Herzaman kaybetmektir kendinden birşeyi
Tamam dedim sana
Koşulsuz gözü kapalı
Ama yalanmış
Ne kaybetmeyi öğrendim
Ne de becerebildim sevmeyi...

böcek

Güneş vardı o gün
Bir dolu karton şemsiye
Görmesin parlak ışıklar beni
Farketmesin çevre
Bu yanar döner kabuklu küçük böceği..


ahaha çok eski şiirlerimi nette buluorum.))
süper.)

bal..

ilişkilerle ilgili acı olan şey
(hem duygusal hem genel insan ilişkileri kastım)
birgün biterlerse
ardında bir sürü
sokak şarkı isim vesaire bırakmaları
her yerde güm güm güm karşında
ama daha acı olan
bir süre sonra bunların insanın canını o kadarda sıkmaması
hatta
hatırlanmaması
bir insan için en acı olan şey
sanırım unutulmak
..
ama bir de şu var
geçmişten kalan birşeyler var
hatırlanan söylenen
yeni biri gelip bunu sana söylediğinde
tamamen safça
tamamen sevgi dolu belkide
ama insanın kanı donuyor
o orada seninle duygusal bir an paylaştıgını düşünürken
sen çok çok gerilerde
başka bir duygusal anın muhasebesindesin..
insan ikiyüzlü bir varlık evet hatta ne ikisi
milyonlarca
ama farkında olarak mı yapıyor..
o tartışılır..

6 Mayıs 2009 Çarşamba

nilüfer

yorum yapıcaktım yazıcaktım
yardımıma sözlük yetişti..
buyrun hislerimi açan yazarlar:

sıkıntılı bir otobüs yolcuğu sırasında arkadaşın playlistiyle nihohahaa efektiyle dalga geçerken, bir müslüm-nilüfer düeti sanılarak dinlenmeye başlanan şarkı. meğer söyleyen müslüm baba, şarkının adı nilüfermiş. meğer benim kalbim kırıkmış, meğersem ben deriiinn bir nefret içine gömmüşüm anılarımı onunla yaşadığım, en üste de en güzellerini koymuşum ve ara sıra çıkarıp gömdüğüm yerden hatırladığımda, onları hatırlarlayıp gülümsermişim ve fakat yokmuş ki tebessüm gerektirecek birşey, yaşanmamış ki. "sensiz ömrüm olsun" cümlesi öyle bir darbeli matkap etkisi yarattı, müslüm babayla beraber söylerken öyle berrak bir farkındalıkla aydınlandım ki, nihohahaaüüühhhüüüühühüfırrkk efektiyle arındım adeta. geri bile istemiyorum benden alınanları...bensiz ömrü olsun yeter....teşekkürler müslüm baba!!
(minimorv

müslüm gürses'in mükemmel seslendirdiği mükemmel şarkı...sözleri de şöyledir....

zamanın eli değdi bize
çoktan değişti herşey
aynı değiliz ikimizde
zaaflarına bir gece
hatalarına bir nilüfer
sevgisizliğine bir kalp verdim
artık geri ver
geri veremezsin aldıklarını
artık geri ver
geri verilmez hiçbir yanılgı
yokluğuma emanet et
sende benden kalanları
herşeyi al
bana beni geri ver
bir şansım olsun
başka yer başka zaman
sensiz ömrüm olsun...
(lirululirulu

müslüm baba' nın altın vuruşu.
(hippychick

biten/bitirilen bir ilişkinin ardından taraflardan birinin ya da ayrı ayrı her ikisinin, olan biten hakkındaki tarafsız açıklamasıdır. bu yüzden güzeldir. ve yine bu yüzden taraf olmayı bir insanlık yüksek ödevi zannetmekte ısrar edenler için nilüfer ancak, sözleri sanskritçebir şarkıymış gibi dinlendiğinde güzel bulunacak şarkıdır.
(xtr

ok afedersiniz ama durduk yerde adamın amına koyan sarkilar in onde gidenidir.
akla gelir şöyle bir hüzünlenirsiniz, dinleyeyim diye yanıp tutuşursunuz çok lazımmış gibi,
dinlersiniz daha da beter olur dokunsan ağlayacak olur bir daha bir daha dinlersiniz,
sonra oturursunuz oyle oyuncakları elinden alınmış annesinin isten eve gelmesini bekleyen cocuk gibi.

aksam sevgilinizin eve gelecek olmasi,sarilacak olmanizi bilmeniz falan da oyle gecirmez kolay kolay o hüznü.

sadece murathan mungan güzelligi diyemezsiniz entel gibi takılıp,
lisede rockci olmaniz veya sadece yabanci muzik dinlerim tripleriniz de hicbir seyi degistiremez, oturur tipis tipis dinler huzunlenirsiniz muslum gurses'e saygı duyarak.
(fiore

5 Mayıs 2009 Salı

wristcutters

en sevdiğim diyebileceğim bi film izledim az önce
ve güneş açtı.)
hem içimde hem dışarda
içimde dışımda parçalı bulutlu
ama bugün bu film bu kdr umutsuzlugun içinde çok lezzetli geldi..
tavsiye ediyorum..





ve tabii film in bonusu
gogol bordello-through the roof'n' underground

sevgiyle andım
film e çok güzel yakıştırılmış olması artık parçayı her duydugumda hatırlayacaım şey olarak film i koyması da cabası..

1 Mayıs 2009 Cuma